Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
 


Çevrimdışı matematik
Mc Rektör
******
 Yorum Sayısı: 3,715

 Katılım: ANKARA

 Durumu: Mc Rektör

 Üyelik: Jan 2007

 Branş: Eğitim

103
GÜMRÜK TERİMİ

"Lehçe-i Osmaniye" adlı kitapta "Gümrük" kelimesi, Rumca'dan alınmış ve emtiaya ilişkin rüsumun idare mahallinin ismidir diye tanımlanmış ise de, "Gümrük" kelimesinin Rumca'dan alınma olmayıp, Latince'de ticaret manasına gelen "Commercium" kelimesinden alınmış olduğu anlaşılmaktadır.


Zira, gümrük resminin ticaret eşyasından alınan bir vergi olduğu gözönüne alındığında, kelimenin manaya uygunluğu ortaya çıktığından, bu adlandırmanın esasen daha uygun bulunduğu açıktır. Fransızlar "Gümrük"e "Douane" derler. İtalyanca "Dogana" kelimesinden alınmıştır ki, Venedik ve Cenova Cumhuriyetinin Birinci Hakimi'nin ünvanı olan "Doge" adına, hazineye gelir temin etmek için, Venedik'te uygulamaya konulan verginin ismi olmuştur.

Venedikliler Ortaçağ'da ticarette büyük gelişme kaydettikleri zaman, bu rüsum uygulamaya konulmuş ve giderekten "Gümrük" kelimesi, hem idarenin ismi (ism-i mekan) ve hem de verginin ismi (ism-i fiil) olarak kullanılmaya başlanılmıştır.

amanının ünlü yazarlarından Veyh'in sözlerine göre "Douane" kelimesi, gerek Farisi ve gerekse Arabi "Divan" kelimesinin aynısı olup, Ortaçağ'da Arap gümrüklerine gelen ticari emtiaya ilişkin rüsumun alınmasına memur edilen görevlilerin tamamı anlamına gelen ve "Divan" şeklinde adlandırılan bu ibarenin, o zamanki Latince'ye "Dogan"a şeklinde geçtiği ve oradan da Fransızca'ya "Douane" şeklinde geçerek, dillere yerleşmiş bulunduğu anlaşılmaktadır. ( Süleyman Sudi/Mehmet Ali Ünal (Osmanlı Vergi Düzeni/Defter-i Muktesid))

MÜFETTİŞLİK

MÜFETTİŞLERİN UYACAKLARI HUSUSLAR

Madde 25 - (1) Müfettişler, mesleğin ve sıfatlarının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunamazlar. Ayrıca müfettişler;
a) İşin niteliğinin ivedi bir önlem alınmasını ya da Hazine haklarının korunmasını gerektirdiği durumlar dışında, idari işlere karışamaz ve yürütme nitelikli emir veremezler.
b) İnceledikleri belge ve defterlerde, işlemlerin denetlendiğini gösterir gün ve imza dışında açıklama ve düzeltme yapamazlar.
c) Teftiş, inceleme ve soruşturma için gidecekleri yerleri, yapacakları işleri ve öğrendikleri sırları açıklayamazlar.
ç) Teftiş, inceleme ve soruşturmalarda; görevliler, iş sahipleri, şüpheli ve tanıklarla yansızlıklarından kuşku uyandıracak biçimde ilişki kuramazlar.

GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLAR

KURULUN GÖREV VE YETKİLERİ

Madde 5 - (1) Kurul, Müsteşarın emri veya onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar;
a) Müsteşarlık teşkilatının ve Müsteşarlığa bağlı ve ilgili kuruluşların her türlü faaliyet ve işlemleriyle ilgili olarak teftiş, inceleme ve soruşturma yapmak,
b) Müsteşarlık teşkilatı ile Müsteşarlığın bağlı kuruluşlarının denetimi altındaki her türlü kuruluşun faaliyet ve işlemleri ile ilgili olarak Müsteşarlığın görev ve yetkileri çerçevesinde teftiş, inceleme ve soruşturma yapmak,
c) Müsteşarlığın amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek, mevzuata, plan ve programa uygun çalışmasını sağlamak üzere gerekli önerileri hazırlamak ve Müsteşara sunmak,
ç) Mevzuatın Müsteşar veya müfettişlere tanıdığı teftiş, inceleme ve soruşturma yetkilerini kullanmak,
d) Türkiye Gümrük Bölgesine giren ve çıkan taşıtları, bunların yük ve eşyasını, personel ve yolcularını; posta yoluyla Türkiye Gümrük Bölgesine gelen, Türkiye Gümrük Bölgesinden gönderilen, yurt dışına yollanıp da herhangi bir nedenle geri gelen ya da yabancı bir ülkeden gelip de herhangi bir nedenle çıkış yerine geri gönderilen eşya, posta çantaları ve kolilerini muayene etmek; Müsteşarlığın denetimine tabi geçici depolama yerleri, gümrük antrepoları, serbest bölge ve yerlerde mevcut mallar ile bunların kayıtlarını incelemek, teftiş etmek ve gerektiğinde idarenin haklarını koruyacak önlemlerin alınmasını sağlayıcı önerilerde bulunmak, acil ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idare ve Hazinenin haklarını koruyucu önlemler almak,
e) Teftiş, inceleme ve soruşturma sırasında, eşyanın ilgilisine tesliminden sonra beyannamedeki bilgilerin doğruluğunu saptamak amacıyla, eşyanın ithal veya ihraç işlemlerini veya sonraki ticari işlemlere ilişkin ticari belge, bilgi ve verileri kontrol etmek, bu kontrolü beyan sahibine, söz konusu işlemler ile doğrudan ya da dolaylı olarak ticari yönden ilgili diğer kişilere veya belge, bilgi ve verileri ticari amaçla elinde bulunduran diğer kişilere ait yerlerde yapmak,
f) Kaçakçılığın önlenmesi, izlenmesi ve soruşturulması görevlerini yerine getirmek amacıyla, gümrük kapı ve bölgelerinde, serbest bölge ve yerler ile antrepolarda ve iç gümrük sahalarında doğrudan, diğer yer ve sahalarda gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliğinde bulunarak, kaçakçılar hakkında soruşturma yapmak, usulüne uygun olarak yetkili birimlerle birlikte arama yapılmasını ve kaçak eşyaya el konulmasını sağlamak, Hazine haklarını koruyucu önlemler almak,
g) Müsteşar tarafından verilen diğer görevleri yapmak.

MÜFETTİŞLERİN GÖREV VE YETKİLERİ

Madde 8 - (1) Müfettişler, Müsteşarın emri veya onayı üzerine Kurul Başkanından aldıkları emir ve talimatla aşağıdaki görevleri yapar;
a) Müsteşarlık teşkilatı ile Müsteşarlığa bağlı ve ilgili kuruluşların her türlü faaliyet ve işlemleriyle ilgili olarak teftiş, inceleme ve soruşturma işlemlerini yürütmek,
b) Müsteşarlık teşkilatının ve Müsteşarlığın bağlı kuruluşlarının denetimi altındaki her türlü kuruluşun faaliyet ve işlemleriyle ilgili olarak, Müsteşarlığın görev ve yetkileri çerçevesinde teftiş, inceleme ve soruşturma yapmak,
c) Türkiye Gümrük Bölgesine giren ve çıkan taşıtlar ile bunların yük ve eşyasını, personel ve yolcularını; posta yoluyla Türkiye Gümrük Bölgesine gelen, Türkiye Gümrük Bölgesinden gönderilen, yurt dışına yollanıp da herhangi bir nedenle geri gelen ya da yabancı bir ülkeden gelip de herhangi bir nedenle çıkış yerine geri gönderilen eşya, posta çantaları ve kolilerini muayene etmek; Müsteşarlığın denetimine tabi geçici depolama yerleri, gümrük antrepoları, serbest bölge ve yerlerde mevcut mallar ile bunların kayıtlarını incelemek, teftiş etmek ve gerektiğinde idarenin haklarını koruyacak önlemlerin alınmasını sağlayıcı önerilerde bulunmak, acil ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idare ve Hazinenin haklarını koruyucu önlemler almak,
ç) Teftiş, inceleme ve soruşturma sırasında, eşyanın ilgilisine tesliminden sonra beyannamedeki bilgilerin doğruluğunu saptamak amacıyla, eşyanın ithal veya ihraç işlemlerini veya sonraki ticari işlemlere ilişkin ticari belge, bilgi ve verileri kontrol etmek, bu kontrolü beyan sahibine, söz konusu işlemler ile doğrudan ya da dolaylı olarak ticari yönden ilgili diğer kişilere veya belge, bilgi ve verileri ticari amaçla elinde bulunduran diğer kişilere ait yerlerde yapmak,
d) Kaçakçılığın önlenmesi, izlenmesi ve soruşturulması görevlerini yerine getirmek amacıyla, gümrük kapı ve bölgelerinde, serbest bölge ve yerler ile antrepolarda ve iç gümrük sahalarında doğrudan, diğer yer ve sahalarda gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliğinde bulunarak, kaçakçılar hakkında soruşturma yapmak, usulüne uygun olarak yetkili birimlerle birlikte arama yapılmasını ve kaçak eşyaya el konulmasını sağlamak, Hazine haklarını koruyucu önlemler almak,
e) Teftiş, inceleme ve soruşturma sırasında öğrenmiş oldukları yolsuzluklar hakkında soruşturma izni istemek, gecikmesinde sakınca görülen durumlarda derhal soruşturmaya başlamak ve durumu süratle Başkanlığa bildirmek,
f) Mevzuatın Müsteşar veya müfettişlere tanıdığı teftiş, inceleme ve soruşturma yetkilerini kullanmak,
g) Mevzuatın uygulanmasına ilişkin olarak ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesi ve işlemlerin istenen düzeyde yürütülmesiyle ilgili önlem ve önerilerini raporla Başkanlığa bildirmek,
ğ) Müsteşarlığın amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek, mevzuata, plan ve programa uygun çalışmasını sağlamak amacıyla önerilerde bulunmak ve Başkanlığa sunmak,
h) Görevlendirileceği konularla ilgili olarak gerektiğinde yurt dışında da inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak ya da benzeri çalışmalara katılmak,
ı) Kurul Başkanı tarafından verilecek diğer görevleri yapmak.

MÜFETTİŞLERİN SORUMLULUKLARI

Madde 10 - (1) Müfettişler; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 485 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile diğer mevzuat ve bu Tüzükte öngörülen yetkilerini kullanmaktan ve görevlerini eksiksiz yerine getirmekten sorumludurlar.

ATANMA, YETİŞTİRİLME VE YÜKSELME

BAŞKANLIĞA ATANMA

Madde 12 - (1) Kurul Başkanlığına; Kurulda görevli başmüfettişler arasından müşterek kararla atama yapılır. Kurulda başmüfettiş unvanı aldıktan sonra Müsteşarlık merkez teşkilatında görev yapmakta olanlar arasından da Kurul Başkanlığına atama yapılabilir.
(2) Kurul Başkanının herhangi bir nedenle geçici olarak görevden ayrılması ya da Başkanlık kadrosunun boşalması durumunda Başkanlığa atanma koşullarını taşıyanlardan biri, Bakan tarafından Başkan vekili olarak görevlendirilir.

MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞINA GİRİŞ SINAVI VE ATANMA

Madde 13 - (1) Kurula müfettiş yardımcısı olarak girilir. Müfettiş yardımcılığı giriş sınavı yazılı ve sözlü olarak yapılır.
(2) Sınava katılabilmek için;
a) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesindeki genel koşulları taşımak,
b) En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, iktisat, siyasal bilgiler, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakülteleriyle bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul olunan yurt içi ya da yurt dışındaki öğrenim kurumlarından birini bitirmiş olmak,
c) Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik gereğince yapılacak Kamu Personeli Seçme Sınavında Başkanlıkça tespit ve ilan edilecek yeterli puanı almış olmak,
ç) Bu sınava daha önce birden fazla katılmamış olmak,
d) Sınavın açıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz yaşını doldurmamış olmak,
e) Sağlık durumu, yurdun her yerinde görev yapmaya ve her türlü iklim ve yolculuk koşullarına elverişli olmak,
f) Başkanlıkça yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda, müfettişlik özyapı ve niteliklerini taşıdığı anlaşılmış olmak,
gerekir.
(3) Yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak giriş sınavını kazananlar, başarı sırasına göre müfettiş yardımcısı olarak atanırlar. Sınav sonuçları atanamayanlar için kazanılmış hak sayılmaz.

MÜFETTİŞ YARDIMCILARININ YETİŞTİRİLMESİ VE YETERLİK SINAVI

Madde 14 - (1) Müfettiş yardımcıları en az üç ıyl süre ile yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara göre yetiştirilerek, bu sürenin sonunda yeterlik sınavına tabi tutulurlar.
(2) Müfettiş yardımcılığı döneminde; müfettişlik mesleği ile bağdaşmayacak tutum ve davranışları bir rapor ile saptananlar ya da yanında çalıştığı müfettişler ve Kurul Başkanından olumsuz sicil alanlardan memurlukta adaylık süresini doldurmamış olanların memuriyetle ilişikleri kesilir; dolduranlar ise yeterlik sınavı beklenilmeksizin Müsteşarlık teşkilatında durumlarına uygun kadrolara atanabilirler.

MÜFETTİŞLİĞE ATANMA

Madde 16 - (1) Müfettiş yardımcılığında en az üç ıyl çalışıp yeterlik sınavını başarmış olanlar, bu sınavdaki başarı sırasına göre müşterek kararla müfettişliğe atanırlar.
(2) Yeterlik sınavına girip başarılı olamayanlar ile haklı ya da zorlayıcı bir neden olmaksızın bu sınava girmeyenlerin Kurulla ilişikleri kesilir. Bunlar, Müsteşarlık teşkilatında durumlarına uygun kadrolara atanırlar.


TEFTİŞ KURULUNUN ÇALIŞMA ESASLARI

GÖREVLENDİRME

Madde 20 - (1) Müfettişler, Müsteşarın emri ya da onayı üzerine Kurul Başkanından aldıkları talimatla görev yapar, sonucunu Başkanlığa bildirirler.

MÜFETTİŞLERİN ÇALIŞMALARI

Madde 21 - (1) Müfettişlerin yıllık teftiş program ve çalışmaları, turne esasına göre düzenlenir. Bu esas, müfettişlerin her ıyl bir başka bölgede görevlendirilmesi şeklinde uygulanır. Başkanlıkça gerekli görülen durumlarda farklı uygulama da yapılabilir. Teftiş dışındaki diğer çalışmalarda turne usulü ve teftiş bölgesi esası uygulanmaz.
(2) Müfettişlerin turne bölgeleri, Kurul Başkanının önerisi üzerine Müsteşar tarafından belirlenir.
(3) Müfettişlerin kıdemlerine göre tabi olacağı turne süresi yönetmelikle belirlenir.

MÜFETTİŞ YARDIMCILARININ ÇALIŞMALARI

Madde 22 - (1) Müfettiş yardımcıları; üç yıllık yetiştirilme süresinin ilk iki yılında, turne bölgesi ve süre kaydına bakılmaksızın, Başkanlıkça belirlenecek çalışma programına göre müfettiş yanında çalıştırılırlar.
(2) Müfettiş yardımcıları, belirtilen sürede görevlerini müfettişin talimatlarına göre yerine getirirler. Müfettiş yardımcıları, bu sürede teftiş, inceleme ve soruşturma yapamaz ve adlarına rapor düzenleyemezler.
(3) Müfettiş yardımcılığında iki yılını dolduranlardan; Başkanlıkça yapılacak değerlendirme sonucu yeterli olduğu anlaşılanlara, Kurul Başkanının önerisi üzerine Müsteşarın onayıyla üçüncü ıylda, resen iş görme yetkisi verilebilir.
(4) Yeterli oldukları anlaşılan müfettiş yardımcılarına gerektiğinde, yetiştirilme dönemlerinin ikinci yılında da aynı usulle resen iş görme yetkisi verilebilir.
(5) Usulüne göre yetkili kılınan müfettiş yardımcıları, 8 inci maddede sayılan müfettiş görev ve yetkilerini kullanırlar.

ÇALIŞMA BİÇİMİ

Madde 23 - (1) Müfettişler görevlendirildikleri konularda müstakilen çalışırlar. Ancak, gerekli görülen durumlarda teftiş, inceleme ve soruşturma işlemlerinin birden fazla müfettiş tarafından birlikte yürütülmesi de mümkündür. Bu tür çalışmalarda en kıdemli müfettiş iş bölümünü yapmak, işlerin sağlıklı ve süratle sonuçlandırılmasını sağlamak ve Başkanlıkla haberleşmeyi yürütmekle görevli ve

KAPSAM

Madde 1 - (1) Bu Tüzük; Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulunun kuruluş ve görevleri ile Kurul Başkanı, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının atanma koşullarını, görev, yetki ve sorumluluklarını, çalışma usul ve esasları ile denetlenenlerin yükümlülüklerini kapsar.

TANIMLAR

Madde 2 - (1) Bu Tüzükte geçen;
a) Bakan: Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanı,
b) Müsteşarlık: Gümrük Müsteşarlığını,
c) Müsteşar: Gümrük Müsteşarını,
ç) Başkanlık: Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığını,
d) Kurul: Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulunu,
e) Kurul Başkanı: Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanını,
f) Müfettiş: Gümrük başmüfettiş ve gümrük müfettişlerini,
g) Müfettiş yardımcısı: Resen teftiş, inceleme ve soruşturmaya yetkili ya da yetkisiz gümrük müfettiş yardımcılarını
ifade eder

Gümrük Müsteşarlığı Gümrük Uzmanı Ve Gümrük Uzman Yardımcıları Sınavı İle Yetişme Ve Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik

Amaç

Madde 1 - Bu Yönetmelik, Gümrük Müsteşarlığınca yapılacak Gümrük Uzman Yardımcılığı Giriş ve Gümrük Uzmanlığı Yeterlik Sınavlarının yapılma esas ve usulleri ile bu kadrolara atanma esaslarını ve Gümrük Müsteşarlığı Gümrük Uzmanı ve Gümrük Uzman Yardımcılarının yetişme, çalışma usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.

Kapsam

Madde 2 - Bu Yönetmelik hükümleri, Gümrük Müsteşarlığı merkez kadrolarına Gümrük Uzmanı ve Gümrük Uzman Yardımcısı olarak atanan ve atanacak olanlar hakkında uygulanır.

Tanımlar

Madde 4 - Bu Yönetmelikte geçen;

Müsteşarlık: Gümrük Müsteşarlığını,

Müsteşar: Gümrük Müsteşarını,

Merkez Teşkilâtı: Gümrük Müsteşarlığı Merkez Teşkilâtını,

Taşra Teşkilâtı: Gümrük Müsteşarlığı Taşra Teşkilâtını,

Birim: Müsteşarlık Ana Hizmet Birimlerini,

Daire: Ana hizmet birimlerinin teşkilâtlanmasına esas olan daire başkanlıklarını,

Uzman: Gümrük Uzmanını,

Uzman Yardımcısı: Gümrük Uzman Yardımcısını,

Eleme Sınavı: Kamu Personeli Seçme Sınavını (KPSS'yi),

Giriş Sınavı: Eleme Sınavında başarılı olan adaylar arasından Uzman Yardımcısı kadrosuna atanacakların tespiti için bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılacak yazılı ve sözlü sınavı,

Giriş Sınav Kurulu: Gümrük Uzman Yardımcılığı Giriş Sınav Kurulunu,

Yeterlik Sınavı: Gümrük Uzmanlığı Yeterlik Sınavını,

Yeterlik Sınav Kurulu: Gümrük Uzmanlığı Yeterlik Sınav Kurulunu,
ifade eder.

Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı

Giriş sınavı

Madde 5 - Uzman Yardımcıları, Müsteşarlıkça uygun görülecek tarihlerde açılacak giriş sınavı ile alınırlar.

Giriş sınavına, KPSS başarı sırasına göre, açıktan atama izni alınmış kadro sayısının en fazla yirmi katı kadar aday çağrılabilir.

Giriş sınavının ilânı

Madde 6 - Giriş sınavı, sınavın başlama tarihinden en az otuz gün önce Resmî Gazete'de ve Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek ilk beş gazetenin en az birinde ilân vermek suretiyle adaylara duyurulur.

Sınav ilânında; sınava katılma şartları, istenecek belgeler, sınav konuları, sınav tarihi, son başvuru tarihi, başvuru yeri ve diğer hususlar belirtilir.

Adayların, başvuru ve kayıt süreleri, sınavın başlama tarihinden en az on beş gün önce tamamlanacak şekilde tespit edilir.

Giriş sınavına başvuru şartları

Madde 7 - Uzman Yardımcılığı giriş sınavına katılacaklarda aşağıdaki şartlar aranır.

a) KPSS'den Müsteşarlıkça bölümlere göre belirlenen asgarî puanı almış olmak,

b) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde yazılı genel şartları haiz olmak,

c) Giriş sınavının yapıldığı yılın Ocak ayının ilk günü itibariyle 30 yaşını doldurmamış olmak,

d) Üniversitelerin en az dört yıllık eğitim veren siyasal bilgiler, hukuk, iktisadî ve idarî bilimler, iktisat, işletme ve mühendislik fakülteleri ile diğer fakültelerin matematik ve istatistik bölümlerinden ya da bunlara denkliği Yüksek Öğretim Kurulu tarafından onaylanmış yabancı fakültelerden mezun olmak (Müsteşarlık, ihtiyaca göre fakülteler ve/veya fakültelerin bölümleri itibariyle sınırlama yapabilir.),

e) KPSS'de yabancı dil (İngilizce, Almanca veya Fransızca) bölümünden sorulan soruların en az 70'ini doğru cevaplamış olmak,

f) Giriş sınavına iki defadan fazla katılmamış olmak.

Giriş sınavı başvuru işlemleri

Madde 8 - Giriş sınavına girmek isteyenler;
a) Müsteşarlık Personel Dairesi Başkanlığından veya Müsteşarlık internet sitesinden (Linkleri görebilmek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir. Üye olmak için Tıklayınız.....) temin edecekleri iş talep formu,

b) KPSS Sonuç Belgesinin onaylı örneği,
ile Müsteşarlık Personel Dairesi Başkanlığına başvururlar.

Posta ile yapılan başvurularda yukarıda belirtilen belgelerin Müsteşarlık Genel Evrakına, en geç, giriş sınavı duyurusunda belirtilen son başvuru tarihine kadar teslim edilmesi şarttır. Postadaki gecikmeler dikkate alınmaz.

Başvuruları uygun görülen adaylara "Sınav Giriş Belgesi" verilir.

Giriş sınavının şekli

Madde 10 - Giriş sınavı, yazılı ve sözlü olarak iki aşamada yapılır.

Giriş sınavının yazılı aşaması; alan bilgisi, yabancı dil bilgisi, genel ekonomi ve genel kültür konularından oluşur. Bu konulara uygulanacak ağırlık puanları aşağıda gösterilmektedir.

Alan bilgisi% 50

Yabancı dil% 35

Genel ekonomi bilgisi% 10

Genel kültür% 5

Yazılı sınav, Müsteşarlıkça gerekli görülmesi hâlinde Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezine, Millî Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelere yaptırılabilir.

Giriş Sınavı Kurulu, sınav sorularını konularına göre ayrı ayrı hazırlayabileceği gibi Üniversitelere de hazırlattırabilir.

Yazılı sınav notu, her konu itibariyle 100 tam puan üzerinden değerlendirilir. Sınavda başarılı sayılabilmek için, her konudan 60 tam puandan az olmamak üzere ortalama en az 70 tam puan almak gerekir. Adaylar, en yüksek puanı alandan başlamak üzere yukarıdan aşağıya sıralanır. Müsteşarlık, bu sıralama dahilinde giriş sınavı ilânında belirtilen kadro sayısının iki katı kadar adayı sözlü sınavına çağırır. Ancak, sözlü sınavına katılacak son aday ile eşit puan almış olan adayların tamamı sözlü sınavına çağrılır.

Müsteşarlık, yazılı sınav sonuçlarını, Giriş Sınav Kurulunun sınav sonuçlarını Müsteşarlık Personel Daire Başkanlığına teslim tarihinden itibaren 7 gün içinde ilân eder ve başarılı olan adaylara bilâhare yazılı olarak da bildirir. Sözlü sınavının hangi tarihte yapılacağı bu bildirimde belirtilir.

Yazılı sınavda başarılı olanlardan sözlü sınavdan önce aşağıdaki belgeler istenir.

a) Tam teşekküllü Devlet hastanelerinin birinden alınacak sağlık kurulu raporu,

b) Erkek adaylardan, askerlikle ilişiği olmadığını gösterir belgenin aslı veya onaylı örneği,

c) Sabıkasının bulunmadığına ilişkin Cumhuriyet Savcılığından alınmış belgenin aslı,

d) Nüfus cüzdanının onaylı örneği,

e) Yüksek öğrenim mezuniyet belgesinin onaylı örneği,

f) 6 adet renkli vesikalık fotoğraf (4,5 x 6 cm),

g) Adayın kendi el yazısı ile yazılmış özgeçmişi,

h) Aday tarafından doldurulmuş güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin form.

Ancak yukarıda sayılan belgelerden Müsteşarlık Personel Dairesi Başkanlığınca belirlenecek olanların, sözlü sınav sonrasında da teslimi istenebilir. İstenilen belgeleri bildirilen süre içinde teslim etmeyen adaylar sözlü sınava alınmazlar.

Sözlü sınavda; adayların, yazılı sınava tâbi oldukları konulardaki bilgi düzeyleri, konulara hakimiyetleri ile hizmetin gerektirdiği niteliklere sahip olup olmadıkları gibi hususlar göz önüne alınarak, her aday için değerlendirme yapılır. Sözlü sınavda başarılı sayılabilmek için 100 tam puan üzerinden en az 70 puan almak gerekir.

Giriş sınavı sonuçları

Madde 11 - Giriş Sınavı Kurulu; adayların, yazılı ve sözlü sınav puanlarının aritmetik ortalamasını almak suretiyle giriş sınavı nihai başarı derecelerini tespit eder. Sınav sonuçları, Giriş Sınavı Kurulu tarafından tutanakla tespit edilerek sözlü sınavın bitimini takip eden 7 gün içerisinde sınav duyurusunda belirtilen bölümler itibariyle başarı sıralamasına göre Müsteşarlıkta ve Müsteşarlık internet sitesinde (Linkleri görebilmek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir. Üye olmak için Tıklayınız.....) ilân edilir. Müsteşarlıkça, sınav sonuçları, sözlü sınavında başarılı olan adaylara 15 gün içinde yazılı olarak da bildirilir. Müsteşarlık, ihtiyaca göre, 70 ve üzerinde puan alan adaylardan başarı sıralamasına göre, asıl kazanan aday sayısını geçmeyecek kadar yedek aday belirleyebilir. Yedek listede yer alan adayların hakları, bir sonraki giriş sınavının ilân edilmesine kadar geçerlidir.

Sınav duyurusunda bölümler itibariyle alınacak Uzman Yardımcısı sayısı belirtildiği hâlde, yapılan sınavda bu sayıda aday başarılı olamamış ise, Müsteşarlık, bu bölümler arasında ihtiyaca göre sayısal düzenleme yapmaya yetkilidir.

Uzman Yardımcılığına atanma

Madde 12 - Giriş sınavında başarılı olan adayların, Uzman Yardımcısı olarak atanmaları için, atama işlemlerinin yapılmasına ilişkin olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 63 üncü maddesi saklı kalmak kaydıyla, Müsteşarlık Personel Dairesi Başkanlığınca yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde Müsteşarlık Personel Dairesi Başkanlığına başvurması gereklidir. Uzman Yardımcısı kadrolarına yapılacak atamalar başarı sırasına göre yapılır.

Atama işlemlerinin yapılması için kendilerine bildirilen süre içerisinde geçerli bir mazereti olmadığı hâlde başvuruda bulunmayanların atama işlemleri yapılmaz.

Göreve başlamayan asıl adayların yerine yedek adaylar başarı sırasına göre çağrılır
Uzman Yardımcılığı Görev ve Çalışma Düzeni

Uzman Yardımcılarının görevleri

Madde 17 - Uzman Yardımcıları;

a) Çalıştıkları birimin görev alanı ile ilgili uzmanlık gerektiren işleri yapmak,

b) Görevlendirildikleri konularda yapılacak araştırma, inceleme ve diğer çalışmalar için gerekli dokümanları toplamak ve ön hazırlıkları yapmak,

c) Uzmanlar ve/veya diğer Müsteşarlık personeli ile birlikte gerektiğinde kurum içi ve dışı, yurtiçi ve yurtdışı toplantılara katılmak,

d) Görev alanına giren konulardaki ulusal ve uluslararası mevzuatı izlemek,

hususlarında görevlidir.

Uzman Yardımcılarının çalışma düzeni ve sorumluluğu

Madde 18 - Uzman Yardımcıları, yardımcılık süresince çalıştıkları birimdeki Daire Başkanlarınca uygun görülen Uzmanın gözetimi altında ve Uzmanlarla birlikte çalışmalarını yürütür. Uzman Yardımcıları çalışmalarını ana hizmet birimlerine bağlı daireler bünyesinde yürütür. Uzman Yardımcıları bu Yönetmelikle kendilerine verilen görevleri mevzuata uygun olarak ve zamanında yerine getirmekle bağlı bulunduğu Daire Başkanına karşı doğrudan sorumludur.

Uzmanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları

Uzmanların görev ve yetkileri

Madde 32 - Uzmanlar, Ana Hizmet Birimlerinde görevlendirilirler. Uzmanlar, görevlendirildikleri birimlerde Müsteşarlığın görev alanı ile ilgili uzmanlık gerektiren hizmetleri yapmakla yükümlüdür.

Uzmanların görev ve yetkileri aşağıda sayılmıştır.

a) Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve diğer mevzuatta belirtilen iş ve işlemleri yapmak,

b) Görevleriyle ilgili mevzuatın uygulamada aksayan yönleri tespit etmek ve bu konudaki görüş ve önerilerini yazılı olarak Birim Amirine bildirmek,

c) Her türlü gümrük ve dış ticaret konularına ve bunların uygulanmasına ait bilimsel ve teknik araştırma ve incelemeler yapmak,
d) Müsteşarlığı yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen toplantı, seminer, kurs ve konferanslarda temsil etmek ve buralarda tartışılan konular ile ilgili Müsteşarlık görüşü oluşturulmasına katkıda bulunmak,

e) Gümrük ve dış ticaret konularında ihtiyaç duyulan hususlara ilişkin olarak, görevlendirilmeleri hâlinde danışma hizmeti, seminer ve konferans vermek,

f) Gümrük iş akışı analizi yaparak bilişim teknolojileri ile gümrük ve dış ticaret tekniği doğrultusunda daha etkin ve verimli iş akışları önermek,

g) Birim Amiri tarafından görevlendirilmeleri hâlinde sonradan kontrol incelemelerini yapmak,

h) İlgili makamlar tarafından talep edilmesi ve Müsteşarlık Makamınca uygun bulunması hâlinde bilirkişilik yapmak,

ı) Gümrük işlem ve tekniğine ilişkin mevzuatın izlenmesi ve hazırlanmasına katkıda bulunmak amacıyla mevzuat geliştirilmesiyle ilgili olarak gözlem, görüş ve düşüncelerini bağlı olduğu Birim Amirine sunmak,

Uzman Yardımcılarının yetiştirilmelerine bilgi ve tecrübeleriyle katkıda bulunmak.

Sorumluluk

Madde 33 - Müsteşarlıkça yapılan hizmetlerin gerektirdiği uzmanlık çalışmaları, Birim Daire Başkanlarının koordinatörlüğünde yürütülür.

Uzmanlar, bu Yönetmelikle kendilerine verilen görevleri mevzuata uygun olarak ve zamanında yerine getirmekle bağlı bulunduğu Daire Başkanına karşı sorumludur.

Dönüşümlü çalışma

Madde 34 - Uzmanlar, çalıştıkları Birimlerin Dairelerinde Uzmanlık mesleğinin gereğine uygun olarak yetiştirilmek üzere dönüşümlü olarak çalıştırılır. Dönüşümlü çalışma programları hizmetin özelliği ve Birimin görev alanı ile ilgili olarak Birim Amiri tarafından hazırlanır ve duyurulur.

Sınav sonuçlarına itiraz

Madde 35 - Müsteşarlıkça yapılan sınavlara katılanlar sınav sonuçlarına yazılı olarak itiraz edebilirler. İtirazlar, sınav sonuçlarının ilgiliye bildirilmesinden veya ilân edilmesinden itibaren 10 gün içinde bir dilekçe ile Müsteşarlık Personel Dairesi Başkanlığına yapılır. Personel Dairesi Başkanlığı tarafından sınav kuruluna iletilen itirazlar en geç 10 gün içerisinde incelenir ve sonuç ilgiliye yazılı olarak bildirilir.

Hizmet içi eğitim

Madde 39 - Müsteşarlık, Uzman ve Uzman Yardımcıları için düzenli aralıklarla başta gümrük ve dış ticaret konuları olmak üzere Müsteşarlık görev alanına giren konularda iyi yetişebilmeleri, günün koşullarına uyum sağlayabilmeleri ve yönetici özelliklerini geliştirmeleri amacıyla her ıyl en az 15 gün hizmet içi eğitim programları düzenler.

Hizmet içi eğitim programlarının koordinasyonunu Eğitim Dairesi Başkanlığı yürütür.

Bu programlara katılması uygun görülen Uzman ve Uzman Yardımcılarının başarı ve başarısızlık halleri, ıyl sonunda sicil raporları doldurulurken göz önünde bulundurulur.

GEÇMİŞ SINAV İLANI
T.C.
BAŞBAKANLIK
GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI STAJYER GÜMRÜK KONTROLÖRLÜĞÜ VE
GÜMRÜK UZMAN YARDIMCILIĞI GİRİŞ SINAV İLANI

1- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünde Genel İdare Hizmetleri Sınıfında görevlendirilmek üzere, 4 adet Stajyer Gümrük Kontrolörü ile 8 adet Gümrük Uzman Yardımcısı kadroları için giriş sınavı yapılacaktır.

2- Stajyer Gümrük Kontrolörlüğü ile Gümrük Uzman Yardımcılığı sınavlarına katılacak adaylarda aranılacak genel şartlar:

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinde belirtilen şartları taşıması,
b) 01 Ocak 2005 tarihinde 30 yaşını doldurmamış olması, (01 Ocak 1975 ve daha sonra doğanlar girebilecektir.)
c) Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığının bulunmaması,
d) Erkek adayların askerliğini yapmış, erteletmiş veya askerlikle ilişkisinin bulunmaması,
e) Sağlık durumlarının yurdun her yerinde görev yapmaya, her türlü iklim ve yolculuk koşullarına elverişli olması,
f)Daha önce Stajyer Gümrük Kontrolörlüğü ile Gümrük Uzman Yardımcılığı giriş sınavına iki defadan fazla katılmamış olması.

3-Stajyer Gümrük Kontrolörlüğü özel şartlar:

a) İktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme, siyasal bilgiler ve hukuk fakülteleri ile en az dört ıyl eğitim veren ve eğitim programları itibarıyla denkliği Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu veya yetkili kılınacak merciler tarafından kabul olunan yerli ve yabancı öğretim kurumlarından birini bitirmiş olmak,
b) Sicil, tutum ve davranış yönünden Kontrolörlük yapabilecek niteliklere sahip bulunmaları,
c) Kamu Personeli Seçme Sınavında (KPSSP 44) puan türünden 85 (seksenbeş) ve üzerinde puan almaları. (çok sayıda müracaat olması halinde, sınava başvuran adaylar arasından KPSS 44 puanına göre başarı sırası en yüksek ilk 80 (seksen) aday, 80 inci aday ile aynı puana sahip tüm adaylar yazılı sınava çağrılacaktır.)

4- Stajyer Gümrük Kontrolörlüğü sınav şekli ve konuları:

Giriş sınavı yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamada yapılacak olup, sınav konuları aşağıda belirtilmiştir.
a) Maliye grubu,
b) Ekonomi grubu,
c) Kamu Hukuku grubu,
d) Özel Hukuk grubu,
e) Muhasebe grubu,
f) Yabancı dil grubu. (İngilizce, Fransızca, Almanca)
Yazılı sınavını başarmış olabilmek için, her bir sınav grubundan alınan notların 100 üzerinden 50’nin üzerinde ve tüm sınav gruplarından alınan notların ortalamasının da 70’in üzerinde olması gerekir.

5-Gümrük Uzman Yardımcılığı özel şartlar:

a) Üniversitelerin en az dört yıllık eğitim veren siyasal bilgiler, hukuk, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme ve mühendislik fakülteleri ile diğer fakültelerin matematik ve istatistik bölümlerinden ya da bunlara denkliği Yüksek Öğretim Kurulu tarafından onaylanmış yabancı fakültelerden mezun olmak,
c) Kamu Personeli Seçme Sınavında (KPSSP 44) puan türünden 60 (altmış) ve üzerinde puan almaları ile Yabancı Dil Testinde doğru sayısının 42 ve üzerinde olması. (çok sayıda müracaat olması halinde, sınava başvuran adaylar arasından KPSS 44 puanına göre başarı sırası en yüksek ilk 160 aday, 160 ıncı aday ile aynı puana sahip tüm adaylar yazılı sınava çağrılacaktır.)

6-Gümrük Uzman Yardımcılığı sınav şekli ve konuları:

Giriş sınavı yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamada yapılacak olup, sınav konuları aşağıda belirtilmiştir.
a) Alan bilgisi, (adayların yüksek öğrenim mezuniyet belgelerinde belirtilen yükseköğretim programı kapsamına giren konular)
b) Genel Ekonomi Bilgisi,
c) Genel Kültür. (Türkçe, Matematik, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Temel Yurttaşlık Bilgisi ve Türkiye Coğrafyası)
d) Yabancı dil, (İngilizce, Fransızca, Almanca)
Yazılı sınav notu, her konu itibariyle 100 tam puan üzerinden değerlendirilir. Sınavda başarılı sayılabilmek için, her konudan 60 tam puandan az olmamak üzere ortalama en az 70 tam puan almak gerekir.

7 - İstenilen Belgeler:

a) Başvuru dilekçesi (Mezun olunan bölümü, sınava girilecek yabancı dil ve yazışma adresini de içeren bir dilekçe),
b) Gümrük Müsteşarlığı Personel Dairesi Başkanlığından veya Müsteşarlık internet sitesinden (Linkleri görebilmek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir. Üye olmak için Tıklayınız.....) temin edilecek ve başvuru sahibi tarafından doldurulacak iş talep formu ve sınav giriş belgesi,
c) Kamu Personel Seçme Sınav sonuç belgesinin aslı veya noter tasdikli fotokopisi,
Eksik belge ve bilgilerle yapılan başvurular işleme konulmayacaktır.

8-Sınav Tarihi ve Yeri :

Stajyer Gümrük Kontrolörlüğü yazılı sınavı 09-10-11 Kasım 2005 tarihinde, Gümrük Uzman Yardımcılığı yazılı sınavı 12 Kasım 2005 tarihinde Ankara’da yapılacak olup, sınavın yerleri ve başlama saatleri 27 Ekim – 07 Kasım 2005 tarihleri arasında Personel Dairesi Başkanlığı tarafından adaylara verilecek olan sınav giriş belgesinde belirtilecektir.
9-Başvuru Adresi :

Başvurular 3 üncü maddede belirtilen belgelerle birlikte, “T.C. Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Personel Dairesi Başkanlığı Hükümet Meydanı No: 2 06100 Ulus- Ankara” adresine 14 Ekim 2005 günü mesai bitimine kadar şahsen veya posta ile yapılacaktır. Bu tarihten sonraki başvurular ile postadaki gecikmeler dikkate alınmayacaktır.
10- Özel Kimlik Belgesi :

Adaylar, kimlik tespitinde kullanılmak üzere, yanlarında ayrıca fotoğraflı ve onaylı bir kimlik belgesi (Nüfus cüzdanı veya sürücü belgesi) bulunduracaklardır
.
11- Bu ilandan önce yapılan başvurular dikkate alınmayacaktır.
NOT: Sınava gireceklerin beraberlerinde yumuşak uçlu kurşun kalem ve silgi bulundurmaları gerekmektedir.

GEÇMİŞ SINAV İLANI (ÖRNEK)

BAŞBAKANLIK GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI
GÜMRÜK MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞI
GİRİŞ SINAV DUYURUSU

Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca 14-15-16 Kasım 2005 tarihlerinde Ankara’da Gümrük Müfettiş Yardımcılığı Giriş Sınavı yapılacaktır.

I- SINAVA KATILMAK İSTEY.ENLERİN:

1-01/01/2005 günü otuz yaşını doldurmamış olmaları;

2-657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48’inci maddesinde belirtilen nitelikleri taşımaları;

3-15-16/11/2003, 10-11/07/2004 ve 02-03/07/2005 tarihlerinde ÖSİM tarafından yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı’nda (KPSSP44) 80 ve üzeri puan alan arasında (başvurularda en yüksek puan alan 250 kişiye sınava giriş belgesi verilecektir) an az dört yıllık lisans eğitimi veren Hukuk, Siyasal Bilgiler, İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden ya da bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt içi ve yurt dışı öğrenim kurumlarından mezun olmaları;

4-Sağlık durumlarının yurdun her yerinde görev ve her türlü taşıtla yolculuk yapmaya elverişli olması;

5-Erkek adayların askerliğini yapmış, erteletmiş ya da askerlikle ilişkisinin bulunmaması;

6-Gümrük Müfettiş Yardımcılığı özyapı ve niteliklerine sahip bulunmaları;

7-Gümrük Müfettiş Yardımcılığı Giriş Sınavına daha önce bir defadan fazla katılmamış olmaları;
Gerekmektedir.

II- SINAV KONULARI:

14-15-16 Kasım 2005 tarihlerinde Ankara’da yapılacak olan yazılı sınavlar; Maliye,Ekonomi, Kamu Hukuku, Özel Hukuk, Muhasebe ve Ticari Hesap ile Yabancı Dil (İngilizce, Fransızca, Almanca) olmak üzere 6 grupta yapılacaktır.

Yazılı sınavı kazananlar ayrıca sözlü sınava tabi tutulacaklardır.

İstekliler sınava ilişkin ayrıntılı bilgiyi kapsar broşür ve müracaat formlarını Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı (Hükümet Meydanı No:2 Ulus/ANKARA) ile Ankara Grubu (Anafartalar Caddesi No:6/10 Ulus/ANKARA)İstanbul Grubu (Rıhtım Cad. Çinili Han Kat:1 No:2 Karaköy) ve İzmir Grubu (Atatürk Cad. No:107 Kat:6 Alsancak) Gümrük Müfettişliklerinden sağlayabilirler.

III- SON BAŞVURU GÜNÜ

Sınava katılabilmek için isteklilerin; gerekli belgelerle birlikte en geç 28/10/2005 günü çalışma saati bitimine kadar Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı Hükümet Meydanı No:2 06100 Ulus/ANKARA adresine şahsen ya da bu günde Teftiş Kurulu Başkanlığı’na ulaşacak şekilde posta ile başvurmaları gerekmektedir. Postada gecikme veya başka nedenlerle 28/10/2005 tarihinden sonra Teftiş Kurulu Başkanlığına ulaşan başvurular değerlendirilmeyecektir.



Türklerin, Osmanlılardan ve hatta İslamiyetten önce de, diğer ülkelerle ticari ilişkiler içinde olduklarına ve bu ilişkiler sonucu gümrük uygulamalarının ve gümrük kurumlarının bulunduğuna dair, sınırlı da olsa, bazı bilgiler mevcuttur.

İslamiyetten önce gümrüklerimizle ilgili olarak elde, ancak genel nitelikte bilgiler bulunmaktadır. Dönemin gümrük tekniği ve gümrük işlemleri ile ilgili yeterli bilgi yoktur.

İslamiyetten sonra Selçuklular dönemi de gümrüklerimiz açısından ayrı özellikler taşımaktadır. Nitekim, Selçuklular'da ve daha sonra Anadolu Beylikleri ile İlhanlılar döneminde gümrüklerde, İslam gümrük kurallarından çok, örf kurallarının ve özellikle diğer ülkelerle yapılan ticaret anlaşmalarının uygulandığı anlaşılmaktadır. Selçuklular dönemi ayrıca, Türklerin Bizans'la doğrudan ilişkide bulundukları bir dönemdir.

Selçuklular döneminde Türkler aynı zamanda diğer islam ülkeleri ile de yakın ve devamlı ilişkiler içinde idiler.

Bu ilişkiler sonucu Selçuklular dönemi, Türklerin Karahanlılar, Gazneliler, ve Samanoğulları gelenekleri ile Sasani ve İslam geleneklerinden etkilenerek, devlet kurumlarını düzenledikleri, daha sonra da diğer milletleri çeşitli açılardan etkiledikleri ve İslam ülkelerinde Türk örf ve geleneklerinin yayıldığı bir dönemdir.

Şüphesiz, bütün bu gelişmeler dolayısıyla Selçuklular dönemi, aynı zamanda gümrüklerimiz açısından da, bazı karşılıklı iktibasların yapıldığı bir dönem olmuştur.

Tarihçiler, Büyük Hun Devleti'nin (M.Ö. 161-126) belirli vergi sistemleri ile ticari ilişkilerinin ve gümrüklerinin olduğunu, Göktürkler'de (552-744) gümrük vergisi uygulaması ile gümrük memuru bulunduğunu, Uıgurlar'ın (744-1353) gümrük kurumlarının olduğunu, Saman Oğulları'nda gümrük vergisinin eşyanın kıymeti üzerinden değil, yük üzerinden alındığını, muntazam bir gümrük teşkilatlarının bulunduğunu, gümrük müfettişliği müessesesinin olduğunu, Karahanlılar'ın da, Saman Oğullarının gümrük teşkilatlarını aynen devam ettirdiklerini, Gazneliler'de gümrük terimlerinin bulunduğunu ve Anadolu Beylikleri'nde de gümrükler ile gümrük vergisi olduğunu kaydetmektedirler.
Linkleri görebilmek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir. Üye olmak için Tıklayınız..... - Linkleri görebilmek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir. Üye olmak için Tıklayınız.....
Alıntı ile CevaplaQuote
Çevrimdışı matematik
Mc Rektör
******
 Yorum Sayısı: 3,715

 Katılım: ANKARA

 Durumu: Mc Rektör

 Üyelik: Jan 2007

 Branş: Eğitim

103
OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ
TANZİMAT ÖNCESİ DÖNEM
TANZİMAT DÖNEMİ

Bazı yabancı tarihçiler, Osmanlı İmparatorluğu'nda birçok idari ve mali kurumların, İstanbul'un fethinden sonra toplu bir şekilde Bizans'tan alındığını yazmaktadırlar. Bazı tarihçiler de, gümrüklerimizin İstanbul'un fethinden sonra kurulup düzenlendiğini belirtirler.

Ancak, gümrüklerimizin İstanbul'un fethinden sonra kurulup düzenlendiği ve bu düzenlemelerin de, Bizans gümrük sisitemi esas alınarak yapıldığı yolundaki görüşler, mevcut bilgilerle çelişmektedirler.

İstanbul'un fethinden sonra gümrüklerimizle ilgili yapılmış olan düzenlemeler, Fatih Kanunnamesi'nin başlangıcında yer alan Hatt-ı Hümayun'da belirtildiği şekilde, ötedenberi yazılı ya da gelenek şeklinde uygulanmakta olan diğer kurallarla birlikte, gümrük kurallarının da bir araya getirilmesi, derlenmesi ve bir sıra halinde tasnif edilmesidir.

Osmanlı İmparatorluğu'nda gümrüklerimiz ve gümrük vergisi konusu tanzimat öncesi dönem, tanzimat dönemi ve ikinci meşrutiyet dönemi olarak üç ayrı bölüm halinde ele alınmaktadır.

A-TANZİMAT ÖNCESİ DÖNEM :

Osmanlılarda "Gümrük" kelimesi maliye dilinde yer (mekan) anlamına kullanılmıştır. "Gümrük" kelimesi hem anlamı ve hem de konusu itibariyle, Osmanlı mamul ve mahsullerinin yabancı memleketlere ve yabancı memleket mamul ve mahsullerinin de Osmanlı Devleti'ne ithal veya ihraç edilmesi sırasında, ithal veya ihraç eşyasının çıkarıldığı, getirildiği daire anlamında kullanıldığı gibi, genel kullanımda bu kelime, bu daireye çıkarılan her türlü eşya üzerinden alınan resim anlamına da gelmektedir.

Bu tarife göre, gümrük resmi esasen Osmanlı Devleti'nden yabancı ülkelere veya yabancı ülkelerden Osmanlı Devleti'ne ithal veya ihraç olunan eşya üzerinden alınan bir çeşit ticaret vergisi ise de, ülke toprakları içinde bir iskeleden diğer bir iskeleye denizden, bir şehir veya kasabaya karadan nakledilen veya çıkarılan eşyadan da, muhtelif isimler altında asırlarca gümrük resmi alınmış, daha sonra bunlardan bir kısmı zaman içinde kaldırılmıştır.

Diğer taraftan, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey zamanında, bazı geçiş yerlerinde "Meks" adı altında "Baç" biçiminde bir tür vergi alınırdı. Ancak, halk Meks'in şeriata uygun olmadığını düşündüğünden, "Mekkas" diye adlandırılan gümrük memurluğu mesleğine karşı o dönemlerde fazla ilgi göstermez ve bu görevi almaktan kaçınırlardı.

Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan daha sonraki ıyllarda "Üşur" ve "Bac" adı altında tahsil edilen vergiler vardı.

Tarihçiler, "Üşur" adı ile gümrük resminin konulma esasının ve tarh sebeblerinin şer'i olduğunu, sonraları buna bir takım usul ve kaideler de zam ve ilave edilerek gümrük resminin çeşitli değişikliklere uğradığını, "Üşur"un tahsilinin meşru olduğunu, ancak, zorla alınan bir vergi demek olan "Bac" resminin tahsilinin şer'i olmayıp, örf ve adede dayandığını, "Bac" resmi tamamen ayrı bir şey iken, bazı mahallerin maliyesinin ikisini de birleştirerek, uzun zamanlar öylece tahsil ettklerini, yani geçirilen bir maldan hem gümrük ve hem de çeşit çeşit adlarla "Bac" resmi alındığını belirtmektedirler.

Osmanlı İmparatorluğu'nda tanzimat öncesi döneme rastlayan tarihlerde tahsil edilen resimlere "Ezmine-i Atika Gümrükleri" denilirdi. Bunlar tahsilleri zaman içinde çeşitli kanun ve nizamlarla kararlaştırılmış olan ve yabancı devletlerle hiçbir anlaşmaya bağlı bulunmayan rüsumattır.

O dönemlerde, sözüedilen bu gümrük vergilerinden; eşyanın geldiği ülke, gideceği yer ve yerli veya yabancı olup olmadığı gözetilmeksizin, gerek karadan ve gerekse denizden getirilen veya nakledilen, her türlü mal ve ticari eşyadan alınan gümrük resmine "Amediyye", eğer bu mal ve eşya evvelce dahil olduğu mahalde sarf ve istihlak olunmayarak diğer mahalle nakledilirse, ondan alınan gümrük resmine "Reftiyye" , eğer eşya dahil olduğu mahalde sarf ve istihlak olunacak olduğu takdirde, ondan alınan gümrük resmine "Masdariyye" ve yabancı memleketten gelip, dahilde sarf olunmayarak, bir başka yabancı memlekete sevkedilen eşyadan alınan resme de "Müruriyye" deniliyordu.

"Masdariyye" resmi, şimdiki mevzuat gözönüne alındığında bir nevi tüketim vergisi anlamına gelmektedir ki, sonraları gümrük işlemlerinden kaldırılmış ve o tarihlerde sadece İstanbul Balıkhanesi'ne mahsus kalmıştır.

Öte yandan, bu dört çeşit verginin konulması aynı anda olmamış, belki asırlar boyu elde edlen tecrübeler, yabancı devletlerle yapılan anlaşmalar ve beliren ihtiyaçlar nedeniyle zaman içinde muhtelif nizamname ve talimatlarla uygulanmaya başlamıştır.

Gümrük Resmi genelde kıymet esasına göre tesbit edilirdi. Ancak, bu sistem tüccarla gümrükçüler arasında malın gerçek değerinin tayini hususunda devamlı tartışmalara sebeb olduğundan, 18 inci yüzıyldan itibaren gümrük resimleri, belli tarihteki mal fiyatlarına göre tesbit edilen spesifik tarifeler üzerinden alınmaya başlandı.
Öte yandan, daha sonra yapılan ticaret anlaşmaları nedeniyle, tanzimat döneminde göreceğimiz Rüsumat Emaneti tarafından, bu "Amediyye", "Reftiyye" ve "Masdariye" tabirleri tamamen ortadan kaldırılmış ise de, bu tabirler eski gümrükçülerin dillerinde daha sonraları da kulanılmışlardır.

Bu tabirlerin yerine, yabancı memleket mahsul ve mallarından dahilde sarf olunmak üzere Osmanlı İmparatorluğuna gelen mal ve eşyadan alınan gümrük resmine "İdhalat Resmi", yerli mahsul ve mallardan yabancı memleketlere ihraç olunan mal ve eşyadan alınan gümrük resmine "İhracat Resmi" ve yabancı memleketlerden gelip, dahilde sarf olunmayarak diğer bir yabancı memlekete geçirilen mal ve eşyadan alınan resme de "Müruriyye" denilmeye başlanılmıştır.

Osmanlılar, "gümrük resmi"ni, uygulama ve etkisi yönünden bakılacak olunduğunda devlet gelirleri içinde en zoru, tahsil edilmesi açısından bakılacak olunduğunda da, en çabuk elde edileni olarak görmüşlerdir ki, doğrusu da budur.

Yabancı devletlerle ticaret anlaşmaları yapılıncaya ve gümrük tarifeleri konuluncaya kadar, Osmanlı Devleti'nde gümrük gelirleri, hazine defter gelirleri içinde önemli bir yer tutamadığı gibi, her yerde dahi eşit gümrük resmi uygulaması mevzu bahis olamamıştır

Diğer taraftan, Osmanlılar'da gerek mevki itibariyle konumu ve gerekse eşya cinsi gözönüne alınarak, gümrüklere de farklı isimler verilir, bunlardan deniz kıyısında bulunanlara "Sahil Gümrükleri", sınır boyunda kurulu olanlara "Hudud Gümrükleri" ve orta yerde bulunanlarına da "Kara Gümrükleri" adı veriliyordu.

Kara gümrükleri genelde iç ticaret mallarına yönelik iken, sahil gümrükleri hem iç hem dış ticaret malları için sözkonusu oluyordu. Gerçekten İstanbul, İzmir, Antalya, Selanik, Beyrut, Trabzon, Kefe gibi merkezler sadece dış ticaret değil, deniz taşımacılığının daha ucuz ve bazı hallerde daha kolay oluşu nedeniyle, iç ticaret için de önemli liman ve gümrük merkezleriydi. Bunların yanında daha az işlek olan ikinci derecedeki limanlarda da gümrükler bulunuyordu. Kara yoluyla yapılan ticarette gümrük resmi alınması kara gümrüklerinin kurulmasını gerektirmişti. Bursa, Erzurum, Tokat, Diyarbakır, Bağdat, Şam, Halep, Edirne ve Belgrad gibi büyük şehirlerden başka, daha küçük yerlerde de kara gümrükleri vardı.

Küçük gümrükler genellikle yakınındaki büyük gümrüklere bağlanır ve bir ferman gönderilmesi, yahut iltizama verilmesi gibi durumlarda yalnız büyük gümrük adı yazılır, diğerleri için ise, "ve tevabi' gümrükleri" (ve bağlı gümrükleri) denilmekle yetinilirdi. 1801 yılında Osmanlı Gümrüklerinin sayısı 100' ün üzerindeydi.

Osmanlı İmparatorluğu'nda, kara gümrükleri kurulması gerekliliği doğunca ve bazılarının da bağlı bulundukları mahallere nakli sözkonusu olunca, büyük kazalarda ihracat gümrükleri ile ithalat gümrükleri birbirinden ayrılmış, bazı büyük iskelelerde de eşya bazında birbirinden ayrı gümrük idareleri kurulmuştur. Örneğin, emtia gümrükleri ile zahire denilen kuru gıda gümrükleri birbirinden ayrı idare edilirken, kuru meyva ile yaş meyva gümrükleri de farklılaştırılmış ve hatta, giriş gümrük kapısı ve mahreç ülke itibariyle de farklı gümrük idareleri tefrik olunmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk dönemlerinde, diğer vergiler gibi gümrük vergileri de, mali yapı içinde hazineye bağlı olarak "İltizam" ve "Emanet" şeklinde adlandırılan iki ayrı usule göre toplanıyordu. Gümrükler de, madenler, darphaneler ve dalyanlar gibi birer kiralama konusu idi. Bu tür kiralamaya konu olan gelir getirici yerlere "Mukataa" deniliyordu. Bütün mukataalar gibi gümrükler de zaman içinde iltizam ve emanet usulü ile idare edilmişlerdir.

Vergilerin devlet memurları vasıtasıyla toplanması anlamına gelen emanet usulü ile idarede "Emin", Devlet tarafından tayin edilen bir memur statüsündeydi. Toplanan gümrük vergileri Gümrük Eminleri ve memurlar vasıtasıyla hazine hesabına alınıyordu. Buna göre, gümrükte çalışanların maaş ve aylıkları, kira, kırtasiye, temizlik ve yakacak masrafları, gümrüğüne göre ödenmesi planlanan tophane, baruthane, kale neferleri ulufeleri gibi harcamalar çıktıktan sonra, artan para merkeze yollanıyordu.

Bir gümrüğün iltizama verilmeden önce hasılatının tam olarak bilinmemesi, iltizama çıkarıldığında istenilen rakamı bulamaması, yahut arızi bazı sebeblerden dolayı bir gümrüğün gelirinin azalması gibi hallerde, "mukataa" emanet yoluyla idare edilirdi.

İltizamlar açık artırma yoluyla yapılıyordu.Gümrük gelirleri 1-3 yıllık sürelerle "Mültezim" denilen müeahhitlere ihale ediliyordu. İhalede, bir bakıma teminat olarak, sarrafların kefaleti de, taahhüd olarak aranırdı. Diğer mukataalarda olduğu gibi, gümrük mukataalarında da tek bir gümrük değil, bunların birkaçı bir arada, hatta bazan dalyan, pencik vb. resimlere ait mukataalar da eklenerek iltizama verilirdi. Bundan maksat birinin karının diğerinin zararını telafi etmesiydi. Örneğin, 1111-1112 de (1699-1700) İstanbul, Galata, Gelibolu, Tekirdağ, Ereğli, Silivri, Enez, Bandırma, Edincik, Mudanya, İzmit ve bağlı iskeleri gümrükleriyle, rüsum-ı reft, dellaliye, kara gümrüğü ve bağlantıları, dalyan-ı mahi, rüsum-ı masdariyye, Edirne gümrüğü, İzmir ve Sakız gümrükleri ve bağlı mukataası birlikte iltizama çıkarılmıştı. Bazan, emanetle idare içinde de iltizama gidilebiliyordu. Eğer mukataa bir gümrük memurunun maaşını dahi karşılıyamıyacak kadar az gelir getiriyorsa, o takdirde emin tarafından maktu olarak ihale edilebiliyordu.

İltizamla idarede mültezim, iltizam bedelinin bir miktarını "muaccele" adıyla peşin olarak öder, kalanı takside bağlanırdı. Mültezim'in hazineye ödediği miktarın üstünde elde ettiği gelir de onun karı olurdu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun kurulmasından tanzimata kadar dahili gümrük rüsumunun tahsil usulü, belirtilen şekilde idi. Bazı önemli eyaletler ve yurtluk ve ocaklık şeklinde idare ettirilen bazı sancaklar hariç, bütün mahallerin gümrükleri, o zamanların terimlerince "mefruzu'l-kalem" ve "maktu'ü'l-kıdem" şeklinde kabul edilip, bazı güvenilir kişiler vasıtasıyla idare ettirilmiş, iltizam usulünün tamimi sırasında da, İstanbul gibi büyük olmayan mahallerin gümrükleri, sarrafların taahhütleri altında mültezimlere ihale olunmuş ve gümrüklerin yıllık gelirleri tamamen devlet hazinesine irad kaydedilmiştir.

B- TANZİMAT DÖNEMİ :

Osmanlı İmparatorluğu'nda tanzimat öncesi dönemde, gümrük vergilerinin toplanması iltizam usulüne göre müteahhitler aracılığıyla yapılıyordu. Ancak, mültezimlerin kendilerine büyük menfaatler sağlamaları dolayısıyla bu konuda çeşitli şikayetler de vaki oluyordu.

Bu şikayetlerin de etkisi ile iltizam usulü 1840 yılında terkedildi ve emanet usulü uygulamasına geçildi. İstanbul ve çevresi için "İstanbul Emtia Gümrüğü" kuruldu ve öteki yörelerde de maaşlı memurlar görevlendirildi.

Bu tarihte emanet usulü uygulamasına geçilirken ve gümrükler maliye hazinesine nakledilirken, o zamana kadar bazan gümrük resimleriyle birlikte ve bazan da ayrı olarak ihale edilen bütün belediye rüsumları da, hazinenin denetimi altına alınmış, (Dersaadet) İstanbul ve bağlı gümrükleri yeni kurulan İstanbul Emtia Gümrüğü Emanetine ve Dersaadet'in müteferrik belediye resimleri de sonradan "Şehr Emaneti" adını alan "İhtisab Nezareti"ne nakledilerek katılmış, taşraların benzer gümrük ve belediye resimleri de birbirinden ayrılıp, vergi tahsildarlarının nezaretleri altında olmak kaydıyla, özellikle seçilen ve tayin olunan maaşlı ve yeminli memurlar vasıtasıyla idare ettirilmiş,

bunların maaş ve masraflarından arta kalan gelirlerinin, mahalli mal sandıklarına yatırılması usulü getirilmiş, o tarihe kadar gümrük olmayan yerlerde de gümrük idareleri kurulması ayrıca kararlaştırılmıştır.

Bütün gümrüklerin nezareti herne kadar maliye hazinesine havale edilmiş ise de, bu havale, sadece gümrük gelirlerinin maliye hazinesine gönderilip burada toplanmasından ve kesin hesaplarının vaktı zamanında görülmesinden ibaret bir nazariye olmuştur. Bu nedenle, faaliyet ve icraat sırasında vukua gelecek sorunların halli ve düzeltilmesi bakımından, bütün gümrükler için güvenilir bir merci tayini gerekli görüldüğünden, bu çeşit sorunlar için de "İstanbul Emtia Gümrüğü" merkez tayin olunmuştur. Herhangi bir gümrük uygulamasına ilişkin bir tartışma vuku bulduğunda veya gümrük uygulamasından kaynaklanan bir hususun doğruluğu yönünden şüphe vaki olduğunda, gereğinin ve olunacak işlemin İstanbul Emtia Gümrüğü'nden sorulması ve alınacak cevaba göre de işlem yapılması bütün gümrüklere bildirilmiş, hatta, o dönemlerde kurulan "Ticaret Mahkemeleri" de İstanbul Emtia Gümrüğü'ne nakledilmiştir.

Bu nedenle, gümrüklere ait herhangi bir sorun veya şikayet vaki olduğunda, önce İstanbul Emtia Gümrüğü'ne havale olunur ve oradan yazılan ilam üzerine gereği yapılırdı ki, bu ilam keyfiyeti "Rüsumat Emaneti"nin kurulmasına kadar devam etmiştir.

İine o tarihlerde, gümrüklerin yıllık gelirlerinin İstanbul Emtia Gümrüğü defterlerine kaydedilmesi ve sene sonunda da muhasebeleştirilerek, maliye hazinesine verilecek icmale derc edilmesi hususu karar altına alınmış ve yazılan bir genel emirle herbir mahalde bulunan idarelerinin, bu gümrük rüsumatı için başka defterler tutması, bahsi geçen defterlerde kayıtlı gelirlerini her ay sonunda mal sandığına teslim etmesi ve buna dair vergi tahsildarlıklarından alınacak makbuz senetlerinin de, İstanbul Emtia Gümrüğü'ne gönderilmesi veya tevdi edilmesi hususları tamim edilmiştir.

Ancak, Emanet usulünün bu uygulaması da ancak, 1841 ıylı sonlarına kadar sürmüş ve 1842 yılında tekrar iltizam usulüne dönülmüştür.

Zira, hazinece, gümrüklerin emaneten idare olunmasından beklenen gelir ve fayda bu dönemde gerçekleşmemiş ve aşağı yukarı bunların birer senelik gelirlerinin yetersizliği de görülüp anlaşılmıştır. Bu nedenle, İstanbul Emtia Gümrüğü ve bağlantıları ile yakın gümrükler ve Yemen gümrükleri, eskiden olduğu gibi emaneten idare olunmak ve İstanbul Emtia Gümrüğü emaneti, eskisi gibi işar ve istişaratda danışma merci olarak tanınmak üzere, geri kalan bütün gümrüklerin, bazıları takım takım birleştirilmek, bazıları da mal bazında ayrılmak suretiyle, birer, ikişer veya üçer sene süreyle idare olunmak ve kar ve zararları da kendilerine ait bulunmak kaydıyla, sarrafların taahhüdü altında müzayede yoluyla mültezimlere ihalesi kararlaştırılmış, böylece 1842 yılında tekrar iltizam usulüne dönülmüştür. Bu usul gümrüklerin tamamının emaneten idareye bırakıldığı 1858 senesi sonuna kadar devam etmiştir.

İltizam usulünde gümrükler ithalat ve ihracat şeklinde ayrı ayrı kalem itibar edilerek çeşitli mültezimlere ihale olunduğu gibi, mal bazında ayrı kalemler halinde de farklı mültezimlere ihale edilebiliyordu.

Sahil şehirlerine gidecek malların gümrük resimleri, prensip olarak, çıktıkları değil vardıkları yerde alınırdı. Bu durumda, malın çıktığı gümrükte tüccara, malların cins ve miktarını ihtiva eden bir "İlmühaber Kaimesi" verilirdi. Malın vardığı büyük gümrükte vergisi ödendiği zaman ilmühabere meşruhat düşülür ve istendiğinde dönüşte ilk gümrüğün yetkililerine bu ibraz olunarak borcun ödendiği isbat olunurdu. Bundan maksat kaçakçılığın önlenmesiydi. Zira, tüccarın, İstanbul'a veya başka bir büyük şehire götüreceğini söyliyerek, mallarını gümrükten resim ödemeden geçirdikten sonra, gümrük bulunmayan yollara saparak satması da nadir rastlanan olaylardan değildi.

Ancak, gümrük resminin malın vardığı gümrükte alınması da, zaman zaman problemlerin çıkmasına sebebiyet verebiliyordu. Bunun için 1857 yılında "Mahreç Nizamnamesi" adıyla yayınlanan bir nizamname ile gümrük resminin malın çıktığı yerde alınması prensibi getirildi.

Sonradan kurulan (Muhdes) kara gümrükleri 1843 te kaldırıldı. Fakat, eskiden beri mevcut olduğu için "Kadim" adıyla anılanlar sürdü. Ancak, bu uygulama, sahil gümrükleri ile eski kara gümrüklerinin bulunduğu Osmanlı şehirleriyle, sonradan kurulan gümrüklerin bulunduğu yerler arasında, birincilerin aleyhine bir durumun ortaya çıkmasına sebeb oldu. Birincilerin yakınındaki yerler, mahsul ve mamuller için %8 gümrük resmi öderken, diğerleri bundan muaf tutulmuştu. Diğer konulardaki şikayetlerle beraber, tütün, enfiye, müskirat ve tuz hariç olmak üzere bütün kara gümrükleri kaldırıldı.

1859 senesi Mart'ından itibaren, taşraların gerek sahil ve hudut ve gerekse kara gümrükleri itibariyle birtakım emanetlere bölünmesi ve tamamının emanet usulü ile idare edilmesinin daha hayırlı olacağı, Maliye Nezareti'nden, bir Takrir ile Bab-ı Aliye arzedilerek bildirilmiştir. Bunun üzerine, bütün sahil, kara ve hudud gümrükleri için onyedi Gümrük Emaneti kurulmuştur. Emanetlerin her birine "Emin" ünvanıyla ve yüksek maaşlar tahsis edilerek müstakil kişiler tayin edilerek mahallerine gönderilmişlerdir.Bu sırada Gümrük Eminleri'nin maiyetlerine de birer muhasebe, birer tahrirat baş katibi tayin olunmuş ve bunların mahallerinde tutacakları defterlerin talimat ve numuneleri de, İstanbul Emtia Gümrüğü'nün defterlerine uygun olarak tanzim edilmiştir.

Gümrüklerin çalışmaları 1860 senesi sonuna kadar münferiden bu tarzda devam etmiş ve gümrük kuralları çeşitli yönetmeliklerle düzenlenmeye çalışılmış, aynı ıyl yapılan ticaret anlaşmaları üzerine düzenlenen tarifelerle, tuz ve tütün inhisarları hakkında yeniden kaleme alınan nizamnamelerin, sene sonundan itibaren uygulamaya konulması kararlaştırılmıştır..

Öte yandan, gerek iltizam ve gerekse emanet usullerinin tatbikatında çeşitli şikayetler oluyordu. O dönemde aynı zamanda teşkilatın yapısı da çok yetersizdi. Gümrük İdarelerinin herbiri ayrı ayrı ve doğrudan hazineye bağlıydı. Aralarında herhangi bir bağlantı yoktu. Memurlar da iltizam usulünün uygulandığı mültezimler döneminde çalışan kimselerden oluşuyordu.

Diğer taraftan, tanzimat döneminde ıslah edilmesi öngörülen idari kuruluşlardan birisi de devletin mali teşkilatı idi ve keza, belirtilen nedenlerle, gümrüklerin ıslahı yönünde de düşünce ve çalışmalar vardı. Keza, onsekizinci yüzıyla gelinceye kadar genellikle devlet içinde sadece bir "gelir" unsuru olarak görülen gümrükler, özellikle ondokuzuncu yüzıylda Avrupa'da sanayi devriminin gerçekleşmesi, üretimde ve uluslararası ticarette büyük gelişmeler olması sonucu önem kazanmış, gümrük konuları ve sorunları ile kaçakçılıkla mücadele daha ön plana geçmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak, gerek batılı ülkelerde ve gerekse Osmanlı İmparatorluğu'nda gümrüklerle ilgili yeni düzenlemelerin yapılması zorunluluğu doğmuştur

En son Emanet Usulü'nün uygulanmakta olduğu bu dönemde, gümrük eminleri doğrudan Hazineye bağlı olduğundan, aralarında herhangi bir irtibat bulunmadığından ve hatta bir dağınıklılık sözkonusu olduğundan, gümrüklerin bu durumdan kurtarılması için teşkilat yapısı ile ilgili yapılan çalışmalar sonucu, 1859 ıylı Mart'ından itibaren onyedi emanete ayrılmış olan taşra gümrük idareleri, Hazine yerine daha önce kurulmuş bulunan İstanbul Emtia Gümrük Eminliği'ne bağlanmıştır. O dönemde İstanbul Emtia Gümrük Emini Mehmet Kani Paşa idi. Daha sonra da "Emanet" ünvanı "Nezaret" ünvanına çevrilmiş, taşra tuz ve tütün idareleri de nezaretlere bağlanmış ve bilahare, "Duhan" (Tütün) ve "Memleha" (Tuz) İdareleri de İstanbul Gümrük Eminliğine bağlanmış ve 1861 yılında da İstanbul Emtia Gümrük Eminliği ünvanı kaldırılarak, "Rüsumat Emaneti" kurulmuştur. Taşradaki Gümrük Emanetleri de Müdürlük adını almıştır. İlk Rüsumat Emini Mehmet Kani Paşa olmuştur.

Emanet ünvanının "Nezaret" ünvanına çevrilmesi ve taşra tuz ve tütün idarelerinin de Nezaretlere bağlanması "Rüsumat Nezaretlerinin Sureti Teşkillerile Tayin Olunan Rüsumat Nazırlarının Keyfiyeti Memuriyetlerine Mütedair Talimatname" ile yapılırken, gümrüklerin muamelatının bir düzene konulması, gümrükçüler arasında teknik bilgisi yüksek ve muktedir adamlar yetiştirilmesi, bunların vazifelerinin belirlenmesi, bunların arasında kabahatleri zuhur edenlerin muhakemelerinin icrası ile cezalarının tertip ve tayini ve sadakatle görev yapanların yükseltilmeleri, bir "Mutlak Yetki" ile Mehmet Kani Paşa'ya verilmiştir. 1876 tarihli Rüsumat Salnamesi'nden, Rüsumat Emaneti'nin merkez teşkilatı ile görevlileri aşağıdaki şekilde tesbit edilmektedir.

RÜSUMAT EMANET-İ CELİLESİ

Rüsumat Emini : Kani Paşa

Muhasebecisi : Rüştü Efendi

MECLİS-İ RÜSUMAT

Reis : Süleyman Sıdkı Bey

Aza : Kemal Bey

: Ali Haydar Bey

: Sadık Bey

: Süleyman Bey

: Başkatip inzimamiyle Cemal Bey

: Ragıp Efendi

: Mehmet Bey

: Rafet Bey

: Behçet Bey

: Başkatip Muavini Süleyman Bey

ZABİTAN-I AKLAM

Rüsumat Muhasebe Mümeyyiz-i Evveli : Arif Efendi

Meclis-i Rüsumat Kalemi Mümeyyizi : Mustafa Bey

Tahrirat Kalemi Mümeyyizi : Vehbi Efendi

Sergi Mümeyyizi : Mehmet Bey

Sertahsildar : Arif Bey

Evrak Müdürü : İsmet Bey

Rüsumat Muhasebe Mümeyyiz-i Sanisi : Süleyman Efendi

Tatbik Odası Mümeyyizi : Hasan Efendi

İstatistik Mümeyyizi : Cemal Efendi

Daha sonra Maliye Nazırlığı da yapan ve Türkçe'den başka Arapça, Fransızca ve İtalyanca da bilen ilk Rusumat Emini Mehmet Kani Paşa, gerek maliyede ve gerekse diğer devlet dairelerinde görevli bulunan katiplerden, en çalışkan ve yeteneklilerini yüksek maaşlar tahsisi ile Rüsumat Emaneti'ne almış, ayrıca, gümrüklerle ilgili önemli düzenlemeler meyanında bulunan, altmışdört maddeden oluşan "Dersaadet Gümrükleri İle Mülhakat Gümrüklerinin Muamelei Dahiliyesine Dair Nizamname"yi hazırlayarak, 1861 yılında uygulamaya koımuştur.

Diğer taraftan, ticaret anlaşması hükümlerince hile ve hud'anın önlenmesi açısından gerekli görülen tedbirlerin alınması, devletin yetkisinde olduğundan, hem hazine menfaatlerinin korunması hem de ticaret erbabının muamelatının daha da emniyete alınması için, Rüsumat Emaneti'nce, yedi maddeden oluşan ve bir çok fıkrası oldukça önemli ve yararlı bulunan bir "Nizamname" daha yürürlüğe konulmuştur.

Böylece, Tanzimat dönemi yapılan bu yeni düzenlemelerin bir sonucu olarak, Gümrükler Maliye'den ayrılarak, doğrudan Sadrazamlığa bağlı bir teşkilat olarak, "Rüsumat Emaneti" adı altında organize edilmiş, "Gümrük Müfettişliği" ihdas olunmuş ve ayrıca, Gümrük Muhafaza Teşkilatı kurulmuştur.

Gerçekten, Tanzimat döneminde teşkilatla ilgili bir diğer çalışma da Gümrük Muhafaza teşkilatı ile ilgili bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu ile diğer ülkeler arasında 1861 yılında yapılan ticaret anlaşması ile gümrük vergilerinin artırılması sonucu, gümrük kaçakçılığı olayları sayısında da artışlar görülmüştür. Kaçakçılıkla mücadele yönünden bir tedbir olarak yeni bir teşkilatın kurulması düşünülmüş ve Rüsumat Emaneti bünyesinde, ilk olarak Gümrük Muhafaza Teşkilatı kurulmuştur. Ancak, Gümrük Muhafaza Memurları 1861 yılından önce de vardı ve sadece mültezimlerin bölgelerini koruma görevi yapıyorlardı.

Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın da kurulmasından sonra, görülen işler ve bağlı bulunan kuruluşlar itibariyle Rüsumat Emaneti'nin, Cumhuriyet Döneminde göreceğimiz Gümrük ve Tekel Bakanlığı'nın idari yapısına benzer bir hüviyet gösterdiği anlaşılmakta ve Maliye Nezareti'nin 1838 yılında kurulmuş olduğu gözönüne alındığında da, bu tarihten 23 ıyl sonra Gümrük Teşkilatının Osmanlı İmparatorluğu'nun idari yapısı içinde, müstakilen organize edilebilmiş olduğu görülmektedir.

Burada, Osmanlı Devleti'nin mali yapısı ile ilgili yapılan çalışmalar sırasında, Rüsumat Emini Kani Paşa'nın da bu çalışmalara katılmasına dair, gerek Maliye Nezareti'ne ve gerekse Rüsumat Emini olarak adı geçene, Sadaret Makamı'ndan yazılan 1276 tarihli Tezkere'lere yer veriyoruz.

"Maliye Nezaret-i Celilesi'ne Islahat-ı Maliye Komisyonu'nda gümrüklerce dahi ba'zı ıslahat müzakere olunmakda olduğu cihetle gümrük emini devletlü paşa hazretlerinin işbu komisyona me'muriyeti hususuna bi'l-istizan irade-i seniyye-i cenab-ı şehinşahı müte'allik ve şeref-sudur buyurulmuş ve mantuk-ı alisi üzre keyfiyet müşarun-ileyh hazretlerine bildirilmiş olmağla beyan-ı hal siyakında tezkire.".

"Kani Paşa Hazretlerine

Islahat-ı maliye zımnında haftada bir kere akd olunmakda olan komisyonda gümrüklerce dahi ba'zı ıslahat müzakere olunmakda olduğu cihetle zat-ı devletlerinin işbu komisyona me'muriyetleri hususuna bi'l-istizan irade-i seniyye-i cenab-ı şehinşahı müte'alli ve şeref-sudur

buyurulmuş ve mantuk-ı alisi üzre keyfiyet maliye nazırı devletlü paşa hazretlerine bildirilmiş olmağla beyan-ı hal siyakında tezkire.".

Diğer taraftan, Rüsumat Emaneti kurulduktan sonra, İstanbul Gümrük Emini Kani Paşa'nın Rüsumat Emini olarak atandığına dair, Sadaretten tüm Kaymakamlıklara gönderilen 1278 tarihli Talimat da, o dönemde gümrüklere atfedilen önemin bir belgesi olarak aşağıya alınmıştır.

"Vülat-ı ızam ve mutasarrıfın-i kiram hazeratıyla kaymakamlara

Saye-i tevfikat-vaye-i hazrett-i şahanede ıslahat-ı maliye hakkında ittihaz kılınan tedabirin cümlesinden olmak üzre Rüsumat Emanet-i behiyyesi dahi Gümrük Emini devletlü Kani Paşa hazretleri uhdesine ilave-i me'muriyet kılınmış olup beyana hacet olmadığı vechile varidat-ı ma'lume-i rüsumiyyenin idare ve icra'atına bi-mennihi te'ala gelecek Mart ibtidasında bed' ve mübaşeret olunacağına ve bunun cesamet ve ehemmiyeti meydanda bulunduğuna bina'en işbu rüsumat maddesine müteferri kaffe-i hususatda müşarun-ileyh hazretleri tarafından vaki olacak iş'aratın hiç bir mahalle müraca'at olunmaksızın ve te'kide hacet bırakılmaksızın bila-imhal derhal tamamıyla tesviye-i icabatına sa'ı u gayret olunması hususunun bi'l-cümle vülat-ı ızam ve mutasarrıfın-i kiram ve kaymakamlara şimdiden tavsiye ve iş'ar edilmesi Encümen-i Mahsus-ı Meşveret kararı icabından ve müte'allik buyurulan irade-i seniyye-i cenab-ı Padişahı iktiza-ıy alisinden bulunmuş ve mantuk-ı alisi üzre suret-i hal ta'mimen her tarafa bildirilmiş olmağla oraca dahi bundan böyle müşarun-ileyh hazretlerinin bu babda vuku bulacak tebligatının tamamı-i icrasına müsara'at ve her halde ibraz-ı me'ser-i meham-şinas ve reviyyete sarf-ı nakdine-i himmet olunması siyakında işbu şukka tahrir ve tesyir kılındı.".

Öte yandan,Tanzimat Dönemi'nde yapılan önemli çalışmalardan birisi de, ekonomik alanda olmuş ve Osmanlı İmparatorluğu ile Fransa arasında ve daha sonra da diğer devletlerle aktedilen 1838 tarihli Ticaret Anlaşmasının yerine, 1861 yılında yeni bir Ticaret Anlaşması yapılmıştır.

Bu yeni anlaşma ile 1838 anlaşmasında % 5 olarak düşük tesbit edilmiş olan giriş gümrük vergisi % 8 olarak arttırılırken, % 12 olarak yüksek tesbit edilmiş olan ve bu nedenle esasen sınırlı olan ihracatımızı olumsuz yönde etkileyen çıkış gümrük vergisi % 8 olarak indirilmiş ve % 1' e kadar da her sene % 1 oranında azaltılması kararlaştırılmıştır. Lehimize olan bu hükümlerin yeni ticaret anlaşmasına yansıtılabilmesi, şüphesiz o günün şartları altında bir başarı idi. Diğer taraftan, 28 ıyl süreli olan 1861 tarihli ticaret anlaşmasının sonunda, giriş gümrük vergisinin arttırılması istenmiş ise de, diğer taraf devletler bu arttırıma yanaşmamışlar, nihayet uzun çabalardan sonra 1907 yılında giriş gümrük vergisi % 11 e yükseltilebilmiştir.

1861 tarihli ticaret anlaşması ile sağlanan diğer bir hak da, manifesto verilmesi mecburiyetinin getirilmesi konusunda olmuştur. Bu tarihe kadar, limanlarımıza gelen yabancı gemilerin gümrük idarelerine manifesto verme zorunlulukları yoktu. Gümrüklü malları istedikleri gibi yükler veya boşaltırlardı. Manifesto ise gümrüğe gelen bir malın gümrük idaresince takibi yönünden en önemli belgedir. Gümrükçüler tarafından oldukça sık kullanılan "Gümrük manifestonun verilmesiyle başlar" deyimi hatırlanıldığında, 1861 tarihli ticaret anlaşması ile o tarihte yabancı gemilere gümrüklere manifesto verme mecburiyetinin sağlanabilmesinin ne derece önemli olduğu görülmektedir.

Diğer taraftan, Rüsumat Emaneti'nce, meslekte uzmanlaşmış gümrük memurları yetiştirmeğe de, ayrı bir önem verilerek 1892 yılında "Gümrük Darüttalimi" adı ile bir de okul açılmıştır.

Bilhassa tarife konusunda uzman gümrük memurları yetiştirmek için bir okul açılması gerekliliğini bildiren ve Rüsumat Emaneti'nden Sadaret Makamı'na yazılmış olan 6 Haziran 1892 tarihli yazı, o dönemin bir belgesi olarak aynen aşağıya alınmıştır.

"Gümrük tarife ve mukarreratı cedidesinin tatbikat ve icraatını teshil ve temin edecek esbap ve vesailin tetkik ve takibi emrinde teşebbüsatı lazımeye iptidar olunmuş ve bu yolda devam dahi ediliyor. Eşyanın tarife-i umumiyeye tatbikan tasnif olunabilmesini teshil için mukaddema erzan buyurulan müsadei seniyyeye tevfikan emaneti çakeri müsteşarlığı refakatine Almanya'dan bir memur celbedilecek, esamii eşyayi şamil ve tarife-i cedidenin fusul ve mevadına tabi olarak lisanı fransevi üzerine fıhristi umumi tanzim ettirilmekte ve İzmir rüsumat nezareti müfettişi seadetlü Rıza beyefendi hazretleri dahi, hayli vakittir merkezi emanette bulundurularak lisanı Türki ile tanzimi lazım gelen kısmını telif eylemekte olup, tarifei umumiye mevzu ve mahiyetinin vesaiti icraiye olan muayene memur ve katiplerine şimdiden talim ve tefhimi lazım ve belki labüt olmasile olbapta tanzim kılınan talimat ahkamına tevfikan iktiza edenlere, müşarünileyh Rıza beyefendi tarafından talim ve tedris edilmek ve emanet müsteşarlığının tahtı nezaretinde bulunmak üzere, Derseadet Emtiai Ecnebiye Gümrüğü Dairesi'nde bir Darüttalim tesisile fiiliyatına mübaşeret olunmak üzere bulunulmuştur.".

Gümrük Daruttalimi için hazırlanmış olan onsekiz maddelik Talimat'a göre, okulda, tarife cetveli ile ilgili nazari bilgiler verilecek ve eşyadan gerekli görülenlerinin numuneleri tarifeye tatbik edilecektir. Gümrüklerde çalışan bütün muayene memurları da buraya devam ile Şehadetname almaya mecbur tutulmuşlardır.

1892 yılında kurulan Gümrük Daruttalimi'nin adı, 1908 yılında ikinci meşrutiyet döneminde "Rüsumat Memurları Mektebi"ne çevrilmiş, Birinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine de 1914 yılında kapanmıştır.


CUMHURİYET DÖNEMİ

TARİH BOİUNCA GÜMRÜKLERİMİZ


Bu sayfadaki bilgiler Gümrükler Eski Genel Müdürü emekli Gümrük Başmüfettişi Tuğrul ARTAN tarafından derlenmiştir...

CUMHURİYET DÖNEMİ:

İkinci Meşrutiyet Dönemi'nde teşkilatın yapısında değişiklik yapılması ve gümrüklerin Umum Müdürlük şeklinde Maliye Vekaleti'ne bağlanmasından sonra, gümrüklerin bu teşkilat yapısı Cumhuriyetin ilk dokuz yılında da aynen sürdürülmüştür.

Ancak, Cumhuriyet dönemi gümrüklere sahip çıkılan ve gümrüklerle ilgili köklü tedbirlerin alındığı bir ayrı dönem olmuştur.

Cumhuriyet döneminin başlangıç ıyllarında gümrük mevzuatı çeşitli kanun, kararname ve tefsirlerle oldukça dağınık bir uygulama içinde idi. Cumhuriyetin ilk dokuz yıllık döneminde, önce, müeyyide olarak yeterli bulunmasa da, 1126 ve 1510 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunlar yürürlüğe konulmuş; Yeni Gümrük Tarifesini hazırlamak üzere Bakanlar Kurulu Kararı ile bir komisyon kurulmuş ve sonuçta, spesifik sistemi esas alan 1.6.1929 tarihli 1499 sayılı ilk "Gümrük Tarifesi Kanunu" 1 Ekim 1929 tarihinde uygulanmaya başlanılmıştır. Böylece gümrük mevzuatı ilk defa bir bütünlük kazanmıştır. Bu Kanunun büyük bir bölümünü oluşturan "Gümrük İthalat Umumi Tarifesi Cetveli" Türkiye'ye getirilecek eşyanın her 100 Kg.ı üzerinden vergi alınmasını öngören bir düzenleme ile hazırlanmıştı.

Bugün yürürlükte olan ve vergilendirmede "Advalorem" esasını getirmiş olan "Gümrük Giriş Tarife Cetveli" ise, 14.5.1964 tarihli 474 sayılı Kanundur.

Tarife kanunlarından ayrı olarak yayınlanan ilk Gümrük Kanunu da 2.5.1949 tarihli 5383 sayılı yasadır.

1499 sayılı Gümrük Tarifesi Kanunu'nun 1.10.1929 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanması ve gümrük resimlerinin de arttırılmış olması nedeniyle, kaçakçılık olaylarında da artışlar görülmüş ve kaçakçılık olayları güney sınırlarımızda büyük boyutlara ulaşmıştır.

Bunun üzerine, gerek gümrük hizmetlerinin daha iyi bir şekilde yürütülmesinin temini ve gerekse kaçakçılıkla mücadelede etkinlik sağlanması yönlerinden, bir dizi tedbirler alınması gerekliliği duyuldu. Bu tedbirler cümlesinden olmak üzere, 27 Temmuz 1931 tarihli 1841 sayılı Kanunla, güney sınırlarımızda, yarı askeri bir hüviyet gösteren Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı kuruldu.

Bu tedbirler meyanında, Gümrük Teşkilatının idari yapısında da çok önemli bir değişikliğe gidilerek, 29 Aralık 1931 tarihli ve 1909 sayılı Kanun'la Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti kuruldu.

Ayrıca, 1917 sayılı kanunla Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı ve 1989 sayılı kanunla da o tarihte Maliye Bakanlığına bağlı bulunanTekel İdare ve İşletmeleri, yeni kurulan Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'ne bağlandı.

Böylece, gümrükler 1861 yılında Rüsumat Emaneti organizasyonu adı altında doğrudan Sadrazamlığa bağlı olarak yönetilirken, Rüsumat Emaneti'nin 1909 yılında kaldırılarak Rüsumat Umum Müdürlüğü olarak Maliye Bakanlığı'na bağlanması uygulamasından, 22 ıyl sonra vazgeçilmiş ve gümrükler, tekel idaresi ile birleştirilerek bir Bakanlık çatısı altında yeniden organize edilmiş oldu.

Yeni oluşuma gidilmesi nedeninin, kaçakçılıkla etkin bir şekilde mücadele edilebilmesinin yanında, gümrük ve tekel hizmetlerinin de en iyi bir şekilde yürütülmesinin sağlanması olduğunu, Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'nin kuruluş gerekçesinden anlıyoruz.. Sözüedilen gerekçede;

"Gümrük muamelatının aldığı hususi ehemmiyet, inhisar işlerinin kesbettiği vüs'at, kaçakçılık için alınacak ciddi tedbirler, btün bu işlerin Maliye Vekaletinin asli hizmetlerinden ayrı olarak tedvir ve takibinde Devlet için daha faydalı olacağından, mesaisini münhasıran bu veçhelere tahsis eden bir Vekaletin teşkili muvafık görülmüş ve maruz muamelatın layık olduğu iktisadi ve inzibati noktalardan da bu teşekkülün Devlet için menfaatli olacağı teemmül edilmiştir.Vekalet teşekkülü adı altında toplanan Gümrük ve İnhisar işlerinin tevhit ve merkezi nakli neticesinde bütçeye ayrıca bir külfet tahmil edilmiyeceği aşikardır. Bu maksat ve gereklerle Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti ünvanı altında ihdası faydalı görülen..." denilmektedir.

Kuruluştan dört ıyl sonra Bakanlığın teşkilat ve vazifelerine dair kanun hazırlanmıştır. 2825 sayılı 9.10.1935 tarihli olan "Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'nin Teşkilat ve Vazifelerine Dair Kanun" hükümlerine göre, kuruluş sırasında Vekaletin ana hizmet birimleri Gümrükler Umum Müdürlüğü, İnhisarlar Umum Müdürlüğü ve yarı askeri görünümlü hüviyetteki Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı'ndan oluşuyordu.

Vekaletin taşra teşkilatı ise, gümrük ve gümrük muhafaza kuruluşları ititbariyle Başmüdürlük, Müdürlük, Başmemurluk, Amirlik ve Memurluk şeklinde düzenlenmişti.

Diğer taraftan, aynı dönemde Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti Teşkilat ve Vazifelerine Dair 2/14153 sayılı Nizamname de yayınlanmıştır.

Bu arada, mevzuata yönelik yapılan çalışmalar da yürütülüyordu. Bu çalışmalar sonucunda, daha önce uygulamaya konulmuş olan 1510 sayılı kanuna göre daha ağır müeyyideler taşıyan, 1918 sayılı "Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun" 1932 yılında yürürlüğe konuldu. Halen yürürlükte bulunan ve zaman içinde günün koşullarına göre çeşitli değişikliklere uğramış olan bu kanuna göre, kaçakçılık davaları tutuklu olarak devam eder, kaçakçılık suçlarından dolayı mahkumiyet halinde ceza tecil edilmez ve sürgün cezası uygulanırdı. Ayrıca, bu kanuna göre kaçakçılık davalarına bakmak üzere üç ıyl süre ile özel ihtisas mahkemeleri de kuruluyordu.

Bu dönemde, kaçakçılıkla etkili bir şekilde mücadele edebilmek için Vekaletin personel politikası üzerinde de önemle duruldu.Teftiş ve tahkikatlar sırasında veya merkezde dosya üzerinde yapılan incelemelerde, çeşitli nedenlerle yetersizliği saptanan memurların, Vekalet Disiplin Kurulu Kararı ile memuriyetten ihraç edilmelerini hüküm altına alan ve kapsamı daha sonra 2350 sayılı kanunla genişletilmiş olan, 7 Ocak 1932 tarihli 1920 sayılı Kanun yürürlüğe konuldu.

Diğer taraftan, Cumhuriyet öncesi 1918 senesinde uygulamaya konulan Gümrük Kanunu, günün değişen ekonomik şartları karşısında yetersiz kaldığından, bu konuda da yapılan yeni çalışmalar sonucu hazırlanan tasarı kanunlaştı. 2 Mayıs 1949 tarihli 5383 sayılı olan bu kanun Cumhuriyet döneminin ilk Gümrük Kanunu'dur.

Bu dönemde, ülkemiz uluslararası gelişmeleri de yakından takip etmiş ve merkezi Cenevre olarak 1947 yılında kurulan ve 1948 yılında faaliyete geçen Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'na (GATT) (Bugünkü Dünya Ticaret Örgütü) katılınırken, merkezi Brüksel olarak 1950 yılında kurulan Gümrük İşbirliği Konseyi'nin (Bugünkü Dünya Gümrük Örgütü), ilk üyeleri arasında yer almıştır.

Uluslararası ticaretin kolaylaştırılması ve bu nedenle de ülkeler arasında gümrük uygulamalarının yeknesaklaştırılması bakımından, Gümrük İşbirliği Konseyi tarafından hazırlanan Nomanklatür ve Kıymet Sözleşmelerine, 7 Ocak 1955 tarihli 6449 sayılı Kanunla taraf olunmuş, yürürlükteki 5383 sayılı Gümrük Kanunu'nda yapılan değişikliklerle, spesifik tarife terkedilmiş ve kıymet sistemine dayalı yeni nomanklatür uygulanmaya başlanmıştır.

Gümrük mevzuatı ve tekniği konusundaki bu çalışmalar sürerken, 16 Temmuz 1956 tarihli 6815 sayılı Kanunla Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı kaldırılarak, sınır, kıyı ve kara sularımızın muhafaza ve emniyeti ile gümrük bölgesinde kaçakçılın men, takip ve tahkiki görevi İçişleri Bakanlığı'na devredilmiş, ancak, gümrük kapılarıyla, gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarıyla, Marmara Denizi, Çanakkale ve Karadeniz boğazlarında ve bu yerlerdeki gümrük bölgesinde gümrük muhafaza vazifeleriyle, kaçakçılığın men, takip ve tahkik görevleri Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'ne verilmiştir.

Bu yeni duruma göre, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatının yapısı, 2825 sayılı "Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'nin Teşkilat ve Vazifelerine Dair Kanun"da, 6851 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle yeniden düzenlenmiş ve Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı'nın yerini, merkezde Gümrük Muhafaza Müdürlüğü almıştır.

Öte yandan, 1972 yılında bir kamu iktisadi teşebbüsü olarak kurulan Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü de ilgili kuruluş olarak Gümrük ve Tekel Bakanlığı'na bağlanmıştır.

Daha sonra, 1975 yılında yapılan iç düzenlemelerle, merkezde şube müdürlüğü veya daire başkanlığı olarak faaliyette bulunan bazı birimler, Kontrol Genel Müdürlüğü, Dış Antlaşmalar Genel Müdürlüğü, (1975 de kurulmasına rağmen fiilen oluşturulamaması nedeniyle) 1981 yılında yapılan düzenlemeyle Tasfiye Genel Müdürlüğü kurulmuş ve keza, Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ile Zat ve Sicil İşleri Müdürlüğü Genel Müdürlük düzeyine yükseltilmiş, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü ile Personel ve Eğitim Genel Müdürlüğü ihdas olunmuştur.

Diğer taraftan, bu dönemde günün ekonomik şartlarından kaynaklanan gereklilik nedeniyle yeni bir gümrük kanunu çalışmalarına başlanmış ve hazırlanan tasarı 1962 yılında yasama organına gönderilmiş, ancak, tasarı o günlerde kanunlaşamamış, daha sonra yapılan değişikliklerle yeni bir tasarı halinde yasama organına gidilmiş ve tasarı kanunlaşmıştır. Hazırlanan ve halen yürürlükte bulunan 19 Temmuz 1972 tarihli l615 sayılı Gümrük Kanunu, 1 Şubat 1973 tarihinde uygulamaya konulmuştur.

Bu yasa, gümrük vergisi yükümlüsünün, gümrük hattından eşya geçiren gerçek veya tüzel kişi olduğunu, gümrük vergisinin matrahının, eşyanın satış bedeli bulunduğunu, vergiyi doğuran olayın, vergiye tabi malları Türkiye Cumhuriyeti gümrük hattından geçirmek üzere gümrük idarelerine yapılan beyanın teşkil ettiğini öngörmektedir.

Gümrük vergisi, mal gümrük hattını geçmeden tahsil edilir. Ayrıca, Türkiye'ye kesin olarak girecek ticari eşya için yazılı beyan zorunluluğu vardır ve bu beyan, gümrük tarife cetvelinin düzenlemesine uygun olarak gümrük beyannamesiyle yapılır. Diğer taraftan, gümrük vergisi oranları Gümrük Tarife Cetveli'nde belirtilmiştir. Öte yandan, Cumhuriyet döneminde teşkilatın yapısı bir değişiklik daha göstemiştir.

1931 yılında kurulduktan sonraki dönemde, kaçakçılık olaylarında artışlar görülmesi ile diğer bazı hususlar yönünden yapılan eleştiriler nedeniyle, gümrük idareleri ile tekel idare ve işletmelerinde incelemelerde bulunması için, Başbakanlıkca görevlendirilen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Ord.Prof.Dr.Alfred İSAAC tarafından, 1949 tarihinde Başbakanlığa sunulan raporda, hakkında, ülkemizin bünyesine en uygun bakanlıklardan birisi olduğu ve uygulamada görülen aksaklıkların ise, esasta değil teferruatta bulunduğu belirtilen Gümrük ve Tekel Bakanlığı 1983 senesinde kaldırılmış, 13.12.1983 günlü 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Maliye ve Gümrük Bakanlığı kurulmuş ve Gümrük ve Tekel Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatı da yeni kurulan bu Bakanlığın bünyesi içinde aynen yer almıştır.

Ancak, o tarihte Tekel Genel Müdürlüğü de KİT haline dönüştürüldüğünden, Çay Kurumu Genel Müdürlüğü ile birlikte Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nın teşkilat yapısında, Bakanlığın bağlı kuruluşu haline gelmişlerdir. Gümrük ve Tekel Bakanlığı bünyesinde iken Genel Müdürlük olarak organize edilmiş olan Tasfiye Genel Müdürlüğü de, Maliye ve Gümrük Bakanlığı teşkilatında, önce merkezde Tasfiye Dairesi Başkanlığı olarak düzenlenmiş, daha sonra da 16.5.1984 tarihli 3007 sayılı Kanunla Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Tarihi gelişimi içinde, 1983 yılında Maliye Bakanlığı ile birleştirilen ve bir anlamda tekrar Maliye Bakanlığı'na bağlanmış olan Gümrük Teşkilatı'nın bu yapısı 1993 senesine kadar sürmüş, 2.7.1993 günlü 485 sayılı "Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile gümrükler, tekrar Maliye Bakanlığı'ndan ayrılarak, Başbakanlığa bağlı bir Müsteşarlık olarak organize edilmişlerdir.

Bilahare, 7.9.1993 günlü 521 sayılı ve 19.6.1994 günlü 541 sayılı Kanun Hükmünde Kararnemeler ile değişikliklere uğrayan, 2.7.1993 günlü 485 sayılı "Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname"nin;

"Amaç" başlığı altındaki 1 inci maddesi, "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, Gümrük ve Gümrük Muhafaza hizmetlerini düzenlemek ve yürütmek, kaçakçılık fiil ve teşebbüsleri ile mücadele etmek üzere, Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığının kurulmasına, teşkilat ve görevlerine ilişkin esasları düzenlemektir. Başbakan, bu teşkilatın yönetimi ile ilgili yetkilerini gerekli gördüğü takdirde Devlet Bakanı vasıtasıyla kullanabilir.";

"Görev" başlığı altındaki 2 nci maddesi, "Gümrük Müsteşarlığının görevleri şunlardır. a) Gümrük politikasının hazırlanmasına yardımcı olmak, gümrük politikasını uygulamak, b) Gümrük Kanunu ve gümrüklerle ilgili diğer mevzuat ile uluslararası sözleşmeler hükümlerinin uygulanmasını sağlamak, c) Gümrük tarife oranlarının tesbitine yardımcı olmak, gümrük vergileri ile gümrüklerce alınan diğer gelirler ve fonların tarhı, tahakkuk ve tahsilini sağlamak ve kontrol etmek, d) Gümrük kontroluna tabi kişi eşya ve araçların muayene ve kontrolunu yapmak, bu işlemlerin etkin ve süratli yapılmasını sağlıyacak tedbirleri almak, e) Gümrüklerle ilgili istatistiki bilgileri toplamak ve değerlendirmek, f) Gümrük denetimine tabi eşya ve araçların muhafazasını sağlamak, gümrükte giriş ve çıkış işlemlerine tabi eşyanın, saptanmış olan norm ve standartlara uygunluğunu denetlemek, g) Kara hudutlarındaki gümrük kapıları ile pasavan kapılarında, gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarında ve serbest bölge ve çeşitli antrepo ve iç gümrük sahalarında ve gümrük bölgelerinde gümrük muhafaza görevleri ile kaçakçılığın men., takip ve tahkik görevlerini yerine getirmek, h) Diğer yer ve sahalarda da gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, i) Milletlerarası kuruluşların Müsteşarlık hizmetlerine ilişkin çalışmalarını takip etmek, bu konularda görüş oluşturmak yurtdışı ve yurtiçi faaliyetleri yürütmek, j) Çeşitli kanunlarla Müsteşarlığa verilen görevleri yapmak, k) Bu görevleri yerine getirecek meslek memurlarını yetiştirmek, ve bu konudaki düzenlemeleri yapmak, l) Yukarıdaki görevlerin uygulanmasını takip etmek, değerlendirmek, incelemek ve denetlemek."; hükmünü öngörmektedir.

Anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesine göre, Müsteşarlığın ana hizmet birimleri Gümrükler Genel Müdürlüğü, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü ve Avrupa Topluluğu ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nden; 11 inci maddesine göre Danışma ve Denetim Birimleri, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği ve Müsteşarlık Müşavirlerinden ve Yardımcı Birimler de, Personel Dairesi Başkanlığı, Eğitim Dairesi Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı, Muhabere ve Elektronik Dairesi Başkanlığı ile Savunma Uzmanlığından oluşmaktadır.

Gümrük Teşkilatı ayrılıp, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı kurulurken, başlangıçta Gümrük ve Tekel Bakanlığı'ndan, Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na intikal eden ve asli görevi gümrüklerde tasfiyelik hale gelmiş eşyanın tasfiyesini sağlamak olan ve bu arada gümrük sundurma işletmeciliği de yapan Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı'na bağlı olarak kalmış, Tekel Genel Müdürlüğü ile Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü de KİT statüsünde Başbakanlığa bağlı hale getirilmişlerdir.

Cumhuriyet döneminde gümrüklerce tahsil edilen vergilere baktığımızda, zaman içinde oldukça değişim gösterdiğini görüyoruz. Gümrüklerce tahsil edilen vergilerin tamamına "gümrük vergileri" denilmektedir. "Gümrük vergisi" de bu tanıma dahildir. İthalatta alınan vergi ve resimlerin en belirgini gümrük vergisidir. Gümrük vergisinin dayanağı Gümrük Kanunudur. Bunun yanında, kendi özel kanunlarına ve çeşitli matrahlara göre "İstihsal Vergisi", "Rıhtım Resmi" (Ulaştırma Alt Yapıları Resmi), "Damga Resmi", "Belediye Hissesi" ve "Fon"lar ithalatta zaman içinde tahsil edilegelmiş, bunlardan 6802 sayılı Kanuna istinaden tahsil edilen İstihsal Vergisi, 25.10.1984 tarihli 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile 1.1.1985 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmış, yerine aynı tarihten geçerli olmak üzere "İthalatta Alınan Katma Değer Vergisi" konmuş, 25.6.1992 tarihli 3824 sayılı Kanunla da, 827 sayılı Kanuna müstenit "Ulaştırma Alt Yapıları Resmi", 2380 sayılı Kanuna dayalı "Belediye Hissesi" ve 3675 sayılı Kanuna istinaden tahsil edilen "İthalde Alınan Damga Resmi" yürürlükten kaldırılmıştır.

Halen, ithal eşyası sadece gümrük vergisi ve katma değer vergisine tabi tutulmakta, tarım ürünleri gibi bir kısım mallarda da bunlara ilaveten fon tahsil edilmektedir. Bu dönemde, ihracat vergisi uygulamasına son verilmiştir. İhracatta bazı yerli mahsullerin ihracına uygulanan fon dışında herhangi bir vergi bulunmamaktadır.

Cumhuriyet döneminde ve yakın tarihte Teşkilatımız açısından gerçekleştirilen en önemli çalışmalardan birisi de, Avrupa Topluluğu ile Türkiye arasında sağlanan "Gümrük Birliği" konusunda olmuştur.

Türkiye ile -o zamanki ismiyle- Avrupa Ekınomik Topluluğu arasında 1.12.1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşması ile başlayan, 23.11.1970 tarihinde imzalanan ve 1.1.1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol'le devam eden bir sürecin sonucu olarak, Türkiye-Avrupa Topluluğu 36 ncı Ortaklık Konseyi'nin 6.3.1995 günlü Kararı ile 1.1.1996 tarihinde başlamak üzere taraflar arasında bir "Gümrük Birliği" tesisi öngörülmüştür.

İki veya daha fazla ülkenin bir araya gelerek, kendi toprakları arasında malların serbest dolaşımını sağlamaları, gümrük vergilerini karşılıklı kaldırmaları ve üçüncü ülkelere karşı aynı gümrük vergilerini uygulamaları anlamına gelen gümrük birliği nedeniyle, Türk gümrük mevzuatının Avrupa Birliği mevzuatına yakınlaştırılması gerekiyordu. Başlatılan ve sonuçlandırılan çalışmalar sonucu bu uyum sağlanarak mevzuatımıza yansıtılmış ve öngörülen 1.1.1996 tarihinde Gümrük Birliği uygulamaları Türk gümrüklerinde başlatılmıştır.

İLETİŞİM BİLGİLERİ

TCDDİ Behiçbey Tesisleri Behiçbey / ANKARA
312 3977789-95 (5 Hat)
312 3977800

ankgumbm@gumruk.gov.tr

Linkleri görebilmek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir. Üye olmak için Tıklayınız.....
Linkleri görebilmek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir. Üye olmak için Tıklayınız..... - Linkleri görebilmek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir. Üye olmak için Tıklayınız.....
Alıntı ile CevaplaQuote
Çevrimdışı Mert_07
Mc Profesör
****
 Yorum Sayısı: 456

 Katılım: ADANA

 Durumu: Mc Profesör

 Üyelik: Jul 2009

 Branş: Matematik

3
Teşekkürler hocam.
I will be a Police,Just Matematik
Alıntı ile CevaplaQuote







Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Başbakanlık Teşkilatı matematik 1 4,488 26-08-2009 15:03
Son Yorum: Mert_07

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Konu Anahtar Kelimeler: Matematik Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı ödevi, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı ödev, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı yardım, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı eğitimi, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı 2010, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı 2011, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı 2009, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı dersleri, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı çıktı, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı formül, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı videoları, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı video, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı öğretimi, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı eğitimi, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı sonuçları, Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı matametik ödevi