İhityaç Sahibi Öğrencilere Maddi Manevi Destek

Küçükmece Prof. Dr. Sebahattin Zaim Anadolu Lisesi “Kardeşim Olur Musun?” projesiyle büyük bir sosyal sorumluluğa imza atarak adını duyurdu.

Küçükmece Prof. Dr. Sebahattin Zaim Anadolu Lisesi, 11 okulu kapasayacak bir sosyal sorumluluk projesi olan “Kardeşim Olur Musun?” ile maddi ve manevi açıdan ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaşmayı aynı zamanda öğrencilerimizin sorumluluk duygularını geliştirmeyi hedefliyor.

Proje çalışmasında yer alacak gönüllü öğretmen ile öğrenciler belirlenirken, veliler ve kaymaklıktan da onay alındı.

Projede yer alacak kardeş okulların müdürlerini, Küçükmece Prof. Dr. Sebahattin Zaim Anadolu Lisesi’ne davet eden idare, proje, projenin hedef ve amaçları hakkında bilgi verdi.

Okul yönetimi projenin hayata geçirilmesi noktasında tüm beli ve öğrencilerinden destek bekliyor.

Haber 7

Çok Geniş Soruşturma Talep Ettik

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ”Ankara Üniversitesine dün akşam yazı göndererek, çok geniş bir soruşturma başlatılmasını talep ettik” dedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde dün yaşananlara ilişkin, ”Ankara Üniversitesi’ne yazı göndererek, çok geniş bir soruşturma başlatılmasını talep ettik” dedi.

İzmir’in Urla ilçesindeki İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ne gelen YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, Rektör Prof. Dr. Mustafa Güden’i göreve yeni seçilmesinden dolayı kutlayarak, üniversitede yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Rektör Güden ve dekanlarla birlikte öğrenci yemekhanesinde yemek yiyen Özcan, çıkışta AA muhabirinin sorusu üzerine, dün Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde münferit bir olay yaşandığını belirterek, ”Ankara Üniversitesi’ne dün akşam yazı göndererek, çok geniş bir soruşturma başlatılmasını talep ettik” diye konuştu.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne konuşma yapmak üzere giden TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ile CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum, öğrencilerin protestosuyla karşılaşmıştı.

AA

KPSS’de Uygulama ve Mantık Soruları Ön Plana Çıkacak

KPSS’de Mantık Soruları Ön Plana Çıkacak

Kopya skandalının ardından yeni bir yapılanmaya giden ÖSYM, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) takvimini netleştirdi. KPSS başvuruları 9-25 Mayıs 2011’de, sınav 9-10 Temmuz 2011’de yapılacak.

Öğretmen adayları 2011 KPSS’de farklı soru tipleri ile karşılaşacak. Ezbere dayalı sorular yerine uygulama ve mantık soruları öne çıkacak. 2010 yılında toplam 40 bin öğretmen ataması yapan Milli Eğitim Bakanlığı, önümüzdeki sene 55 bin öğretmen alacak.

Temmuz ayında yapılan KPSS’nin, Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının sızdırıldığı gerekçesiyle iptal edilmesinin ardından güvenlik tedbirlerini artıran ÖSYM, soru tiplerinde de değişikliğe gitti. FEM Dershanesi Rehberlik Uzmanı Faruk Ardıç, bu sene iptal edilen 2010 KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’nın sorularıyla 31 Ekim’de yapılan KPSS’de sorulan sorular arasında niteliksel farklılıklar olduğuna dikkat çekiyor. Yeni sınav sorularının bilgiden çok kavrama ve uygulamaya yönelik olduğunu belirten Ardıç, “Hazırlık sürecinde kaynak taraması yapmak yeterli değil. Öğrenilen bilgilerin mutlaka kavranması ve pratik yapılması gerekiyor.” diyor. Eğitim bilimleri sorularının bir öğretmenin sınıf ortamında karşılaşacağı eğitim ve öğretim etkinlikleriyle doğrudan ilişkili olduğunu kaydeden Ardıç, “Sınavlarda eskisi gibi ezber sorular yok. Yeni soruların tüm alanlar ile iç içe olduğu söylenebilir.” bilgisini veriyor.

Öte yandan 2011’de yapılacak KPSS’ye girecek adaylar kurslara akın ediyor. Yeni sınav döneminde çok sayıda başvuru alan dershane sektörü, açılan yeni kurslarla adayların ihtiyacına cevap vermeye çalışıyor. 2011 KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’na 300 binden fazla adayın girmesi bekleniyor.

YGS’yi 11’inci Sınıfta Yapalım

YGS’yi 11’inci Sınıfta Yapalım

“11. sınıf sonunda YGS’yi 12. sınıf sonunda LYS yaparak sınav yoğunluğunu azaltabiliriz.”

YGS’yi 11’inci Sınıfta Yapalım

Cihat Şener / Star Gazetesi

ÖSYM geçenlerde açıkladığı bu yılın sınav takviminde 27 Mart 2010’u YGS (Yükseköğretime Geçiş Sınavı) için ayırdı.

Eski yıllarda yapılan uygulamalara göre bu sınav bir hafta öne alınmış oldu. Bu tarihten yaklaşık 80 gün sonra yani 18-26 Haziran 2010 tarihleri arasında da ikinci aşama yani LYS (Lisans Yerleştirme Sınavı) yapılacak. LYS tek oturumda yapılamayan ve 5 ayrı testten oluşan, adayların bunlar içinde istediklerini seçebildikleri bir sınav bütünü. Üniversite adaylarının tercihlerini yaparken kullanacakları puanlar ise bu iki ana sınavdan (YGS ve LYS) alacakları puanların karışımından oluşuyor.

Sınavların içeriklerine baktığımızda ise YGS ağırlıklı olarak 6, 7, 8 ve 9. sınıf müfredatlarına dayalı kurgulanıyor. LYS ise 10, 11 ve 12. sınıf müfredatları ağırlıklı olan ve teorik bilgiyi daha çok öne çıkaran bir sınav. Adaylar daha çok bu ikinciden yani LYS’den çekiniyor. Çünkü hem eskiye göre daha çok soru soruluyor, hem de soruların zorluk derecesi daha yüksek oluyor. Adayların her iki sınavda da olabildiğince başarılı olmaları gerekiyor. Çünkü birinden alınacak düşük puan yerleştirme puanını etkiliyor.

Görülüyor ki adaylar yaklaşık üç ay içinde iki önemli sınava giriyor. 12. sınıfta okuyan adaylara biri 160 sorudan oluşan diğeri ise niyetlendikleri meslek ve bölümle alakalı 2 veya 3 tane testten oluşan, soru sayısı yine toplamda 100’ün üzerinde olan iki güçlü sınav uygulanıyor. Kısa bir süre sonra da tercih dönemi başlatılıyor ve sınavlardan bile zor geçen o süreçte adayların yaşamları için çok önemli kararlar almaları isteniyor. Bu noktada benim bir önerim var; acaba bu sınavlardan ilki yani YGS, 11. sınıfın sonuna alınamaz mı? Zaten sınav içerik olarak 9. sınıfın sonuna kadar olan müfredat konularını kapsıyor, bu sınavı 12. sınıf sonunda yapmanın gerekmediğini düşünüyorum. Bu uygulama bu yıldan sonra başlatılabilir. Çünkü bu yılın sınav takvimi belirlendi ve uygulamaya konuldu. Ama 2012 deki YGS, 11. sınıf sonunda, okullar kapandıktan sonra yapılabilir. Mart ayında yapılan bu sınavla öğretim yılı da bölünmemiş olur. Adaylar böylelikle sonraki sınav olan LYS için daha rahat hazırlanma olanağı bulur. Şu an uygulanan modelde iki sınav arasının sadece üç ay olması, o sınava yeterince hazırlanmayı engelliyor. Ayrıca YGS daha önce yani 11. sınıf sonunda yapılırsa ve puanlar adaylara hemen gönderilirse her aday kendi durumunu daha sağlıklı değerlendirecek ve önlemini alacaktır diye düşünüyorum. Kendini toparlaması için 12 aylık bir süresi olacak ve bu süre, sınav sonuçlarına olumlu yansıyacaktır umudundayım.

Sadece 2012 yılında hem 12 hem de 11’leri sınava alarak o yılı geçiş yılı yapabilir, daha sonraki yıllarda 11. sınıf sonunda YGS ve 12. sınıf sonunda LYS yaparak sınav yoğunluğunu azaltabiliriz. Bu uygulamanın üniversite adayları arasında büyük bir memnuniyetle karşılanacağından eminim. İki önemli sınavı üç ay ara ile yapınca daha çok önemsenen ilk sınav oluyor. Ve ikinciye yeterince önem verilemiyor. Aradaki süre ise LYS gibi bir sınav için hiç yeterli olmuyor. Geçmiş sınavlardaki testlerin ortalamaları bunun açık bir kanıtı. Ayrıca adayların büyük bölümünün zaten 12. sınıf öğrencisi olmaları ve okuldaki dersler ve sınavlarla boğuşuyor olmaları da cabası.

Amacımız sadece sınav yapmak olmamalı. Amacımız çalışan ve emek veren adayların öğrendiklerinin ölçülmesi olmalıdır. Bu ölçmeyi en sağlıklı ve doğru yapabilmek için çözümler aramalıyız. Öğrencilerimizin emeklerine de saygı duyarak onlara daha çok çalışma ve sınavlara hazırlanma zamanı sağlayarak bunu yapmalıyız. Sıkıştırılmış zamanlarda ve arka arkaya sınav yapmanın bu konuda sıkıntılı bir yol olduğu kanısındayım.

CHP’den Okul İsimlerinin Değiştirilmesine Tepki

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Yalova’daki liselerin isimlerinin değiştirilmesine sert tepki gösterdi.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Yalova’daki liselerin isimlerinin değiştirilmesine sert tepki gösterdi. İnce, “AKP iktidarı uzun zamandır okul isimlerini satılığa çıkardı. İlde veya ilçede oluşturulan bir kurulun makul dediği bir parayı bastırırsanız, 100 yıllık okullara isimlerinizi yazdırabilirsiniz veya milyonlarca liraya yapılmış okula isminizi verebilirsiniz. İşte bu zihniyetin uzantıları şimdi Yalova’da da kendilerini göstermeye başlamıştır” dedi.
Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün geçen hafta aldığı bir kararla, Yalova’da Fen Lisesinin adı Katip Çelebi, Otelcilik Meslek Lisesinin adı ise Evliya Çelebi olarak değiştirmişti. Geçtiğimiz aylarda da Yalova İletişim Meslek Lisesinin ismi Kaşgarlı Mahmut olarak değiştirildi. Yalova İl Milli Eğtim Müdürü Süleyman Şişman isim değişikliği gerekçesini ise camiadan gelen yoğun talep olarak açıklamıştı.
Yalova’daki isimlerin değiştirilmesine tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, “Seçilen isimlerin tarihimizin önemli şahsiyetleri olması yapılanın olumlu olarak değerlendirilmesine yol açamaz. Bu tür isimler yeni yapılan okullarımıza verilmelidir ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz bu yanlıştan hemen dönmelidir. Yalova Fen Lisesi adı Yalova Fen Lisesi, Yalova Otelcilik Meslek Lisesinin adı da Yalova Otelcilik Meslek Lisesi olarak kalmalıdır” dedi.
Sekiz yıllık AKP iktidarı döneminde yerleşik kurumların, başta da okulların isimlerini değiştirmeyi özel bir görev gibi algılandığını savunan İnce, “Kurumların, yerleşim yerlerinin isimlerini değiştirmek istisnai bir durum olmalıdır. Çok özel bir neden olmadığı sürece yer ve kurum isimleri ile oynanmamalıdır. Çünkü bu isimler bizlerde aidiyet duygusu yaratmakta, geçmişten geleceğe ortak hafızamızın oluşmasına katkı sağlamaktadır” dedi.
AKP iktidarının uzun zamandır okul isimlerini satılığa çıkardığını ileri süren İnce şöyle devam etti:
“İlde veya ilçede oluşturulan bir kurulun makul dediği bir parayı bastırırsanız, 100 yıllık okullara isimlerinizi yazdırabilirsiniz veya milyonlarca liraya yapılmış okula isminizi verebilirsiniz.
İşte bu zihniyetin uzantıları şimdi Yalova’da da kendilerini göstermeye başlamıştır. Geçmişte bir yapılmış bir okulumuza yapılan küçük bir bağış ile özel şahıs ismi verilmiş ve bunun yanlış olduğunu o zamanlar da vurgulamıştım. Şu anda yapılan ise belki para karşılığı isim satma olmamakla beraber yukarıda belirttiğim biçimde mezunlarının okullarıyla kurdukları aidiyet duygusu ve ortak hafızalarına bir saldırı niteliğindedir. Seçilen isimlerin tarihimizin önemli şahsiyetleri olması yapılanın olumlu olarak değerlendirilmesine yol açamaz. Bu tür isimler yeni yapılan okullarımıza verilmelidir ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz bu yanlıştan hemen dönmelidir. Yalova Fen Lisesi adı Yalova Fen Lisesi, Yalova Otelcilik Meslek Lisesinin adı da Yalova Otelcilik Meslek Lisesi olarak kalmalıdır.”
(Anka)

Bayan Öğretmenler İdareci Olmak İstemiyor

Bayan Öğretmenler Evde Daha Çok Vakit Geçirmek İstiyor
Türkiye’de kadın öğretmenler evlerine daha fazla zaman ayırmak için idareci kadrosunda yer almak istemiyor.

Bayan öğretmenler idareci olmak istemiyor

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Küçükali tarafından yapılan bir araştırmada, Türkiye’de kadın öğretmenlerin evlerine daha fazla zaman ayırmak için idareci kadrosuna katılmadıkları belirlendi.

Yrd. Doç. Küçükali, araştırmada eğitim kadrosundaki kadın erkek dağılımını değerlendirmeye çalıştıklarını söyledi.

Çalışmada cinsiyet faktörünü de ele aldığını anlatan Küçükali, ”Bu faktörü ele aldığımızda Türkiye’de kadın öğretmenlerin yönetime katılmak istemediklerini gördük. Kız öğrenciler açısından çok önemli olan bu ihtiyacın, neden alt seviyelerde kaldığını tespit etmek için de bir çalışma yaptık” dedi.

Küçükali, kadın öğretmenlerin idareci kadrosu içerisinde müdür olarak yüzde 5 oranında, müdür yardımcısı olarak da yüzde 7 oranında yönetime katıldığını belirlediklerini ifade etti.

İlk etapta Erzurum merkez okullarını kapsayan bir çalışma yürüttüklerini anlatan Küçükali, ”Çalışmamıza göre kadın öğretmeler müdür olarak yüzde 5 oranında, müdür yardımcısı olarak da yüzde 7 oranında yönetime katılıyor. Milli Eğitim Bakanlığından elde ettiğimiz verilerle, kendi oranlarımızı karşılaştırdık, birbirine çok yakın olduğnu gördük” dedi.

KADIN ÖĞRETMENLERİN YÖNETİCİLİK İSTEMEME NEDENLERİ

Kadın öğretmenlerin yönetici olmak istememe nedenlerini de araştıran Küçükali, bu nedenleri şöyle sıraladı:

”Sosyo-ekonomik nedenlerden dolayı kadın öğretmenler idareci olmayı tercih etmiyor. Aslında burada şunu önemle de vurgulamak lazım, ‘kadınlardan yönetici olmaz’ anlamında bir sonuç çalışmamızda çıkmadı. Kadınların yönetime eşlik etmek istemedikleri doğrultusunda bir sonucu tespit ettik. Kadınların evlerini öncelikli olarak tercih ettiklerini, yönetici oldukları zaman okulda daha fazla zaman geçirmeleri gerektiği için yönetime katılmadıkları ortaya konuldu.”

Küçükali, yönetici olduğu zaman öğrenci gelmeden önce okulda bulunmak ve öğrenci okulu terk ettikten sonra okulu terk etmesi gerektiği için kadın öğretmenlerin bu anlamda okul idaresinde yönetici olarak görev almak istemediklerini dile getirdi.

”MİLLİ EĞİTİM BAKANIMIZ ÖRNEK ALINMALI”

Kadın öğretmenlerin yönetime katılması gerektiğini vurgulayan Küçükali, ”Milli Eğitim Bakanımızın da bir kadın olması önemlidir. Kadın arkadaşlarımız, Sayın Bakanımızı örnek almalıdır” diye konuştu.

Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığından elde edilen verilere göre, Bakanlığa bağlı resmi eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerden müdürlerin yüzde 94,32’si erkek, yüzde 5,68’i kadın, müdür başyardımcılarının yüzde 92,5’i erkek, yüzde 7,95’i kadın, müdür yardımcılarının ise yüzde 88,77’si erkek, yüzde 11,23’ü kadın. (aa)

Çocuklarınıza Düzeni Nasıl Öğretirsiniz?

Çocuklarınıza Düzeni Nasıl Öğretirsiniz?

Çeşitli stratejilerle çocuklarınızın evde, okulda, ev işlerinde, odalarında düzenli olmalarını sağlayabilirsiniz.
iz düzenli olmayı ne kadar seviyorsanız, çocuklar da dağınık olmayı o kadar çok severler. Kalemlerini, eşyalarını, üzerlerinden çıkardıkları giysilerini etrafa atmaya bayılırlar. Bu işin içinden nasıl çıkacağınızı bilmiyorsanız mutlaka bu haberi okuyun.

HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, çeşitli stratejilerle çocuklarınızın evde, okulda, ev işlerinde, odalarında düzenli olmalarını sağlayabilirsiniz. İşte farklı mekanlarda uygulayabileceğiniz stratejiler:

Evde: Birçok aile için okul ödevlerini kontrol etmek zevksiz ve sıkıcı bir iştir. Bu nedenle, yapmak isteyeceğiniz ilk işlerden biri çocuklara çalışma alanlarını nasıl düzenleyeceklerini öğretmenizdir. Kalemtıraş, kağıt, silgi ya da hesap makinesi gibi birçok eşya ulaşılabilir bir yerde olmalı, ancak dağınık bir şekilde durmamalı. Kendiniz evde herkesin yapacağı işleri belirlemede bir liste oluştururken çocuğunuzu da yapacağı ödevleri, projeleri için bir liste hazırlaması için teşvik edebilirsiniz. Bir pano ve tahta silgisi yapılacak işler konusunda ailedeki bireylerin birbirini takip etmesi için en iyi yoldur.

Okulda: Okula gittiğiniz günlerde sınıfın dağınık ve yaramaz çocuklarından biri miydiniz yoksa her şeyi mükemmel bir şekilde düzenli olan dahi çocuklardan biri miydiniz? İkincisiyseniz, veli toplantısı için korku dolu bekleyişe hazır olun. Okulda düzeni sağlarken ayraçlar önemli bir stratejidir. Bir sürü konuyu bölmede ayraçlar yardımcıdır. Ayrıca birkaç bölmesi olan bir kalem kutu da kalem, silgi, cetvel, kalemtıraş, ataş gibi çeşitli okul araç-gereçlerinin karışmasını önlemeye yardım edecektir. Etiketli dosyalar da en büyük yardımcılardır.

Odalarında: Özellikle odalarında tam bir dağınıklık ustası olan çocuklarınız için her boyda, şekilde ve modeldeki saklama kapları en ucuz yardımcınızdır. Aynı uygulamayı yatakların altında koymak için alacağınız kutularla ve gardrop düzenleyicileriyle yapabilirsiniz. Ayrıca kutuların içine ne tür araç-gereçleri sakladığını üzerlerine yazarak ileride kolayca bulmasına yardım edebilirsiniz. Eski yaptığı resimleri, el işlerini saklamak hem eğlencelidir, hem de ileride hatıra olarak kalır. Bunlar için de bir klasör alıp içine yerleştirebilirsiniz.

Sırt çantasında: Birçok bölmesi olan sırt çantaları çocuklarınızın neyi nereye koyduğunu hatırlamasına yardım eder. Kısa sürede kalemlerini, defterlerini ve kitaplarını hangi bölmelere yerleştireceklerini öğrenirler. Yatmadan önce yaptıkları ödevleri, ertesi gün götürecekleri kitap ve defterleri hazırlaması için çocuklarınızı teşvik edin. Böylece sabahları uykudan kalkınca ödevini ya da defterini evde unutmayacaktır.

Ev işlerinde: Renk kodlarıyla ayrılmış defterler ve dosyalar çocuklarınızın eşyalarını ve ödevlerini düzenli tutmasının en iyi yoludur. Ciltleri de renklerle düzenleyebilirsiniz. Çocuklarınızı üstlerine düşen günlük görevleri hatırlatmak için buzdolabının üzerine bir liste oluşturup asabilirsiniz. Çocuklarınız da buradan yapacakları işleri kontrol ederek bitirdiklerinde işaretleyebilirler.

Body Worlds Sergisinde Kadavra Dersi

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklikleri kapsamında, Thepartners ile İÜ’nün danışmanlığında Tophane’deki Antrepo 3’te 11 Haziranda açılan sergideki derse, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden 3. sınıfta okuyan yaklaşık 90 öğrenci katıldı.

Aynı zamanda İÜ adına serginin danışmanı da olan fakültenin Anatomi Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Mehmet Üzel, öğrencilere hem sergiyi gezdirdi hem de parçaları kullanarak dersini anlattı.

Dr. Mehmet Üzel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugün pratik saati olduğunu ve normalde öğrencilere laboratuvarda ders verildiğini belirterek, yaklaşık 90 öğrenciyle hem dersi işlemek hem de sergiyi gezmek için geldiklerini söyledi.

”Bugün laboratuvarda anlatacağımız dersin bir kısmını, örnek parçalar üzerinde burada anlattık. Bizim için değişik bir aktivite oldu” diyen Üzel, sergide yer alan parçaların öğrencilerin de ilgisini çektiğini kaydetti.

Üzel, bugünkü dersin üreme ve çoğalma sistemleri üzerine olduğunu ve özellikle serginin üreme bölümünde organları birebir görerek dersi işleme imkanı bulduklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

”Sergi, insanlara kendi bedenlerini tanıtıp, onun ne kadar muhteşem ve iyi bir sistem, bazen de ne kadar kırılgan ve hassas olduğunu gösterip, ona saygı duymalarını ve üzerine titremelerini sağlamayı amaçlıyor. Sergi, insanları, eğer vücutlarını birazcık kötü kullanıyorlarsa bundan vazgeçmelerini sağlamayı, bedenleri ve sağlıkları hakkında bilgi edinmelerine katkı sağlamayı hedefliyor.”

Serginin, ilk kez 1994 yılında Japonya’da açıldığını ve bugüne kadar birçok şehirde devam ettiğini anlatan Üzel, ”Sergiyi gezen her insan, mekandan tamamen bilinçlenmiş olarak çıkıyor, vücudunu daha iyi tanıdığını ve özen göstereceğini söylüyor” dedi.

-”PLASTİNASYON İÇİN İKNA ÇABAMIZ VAR”

Sergide yer alan beden parçalarının ”plastinasyon” denilen bir yöntemle çürümez hale getirildiğini belirten Dr. Üzel, şu bilgileri verdi:

”Cerrahpaşa’da bu yöntem henüz kullanılmıyor. Üniversitenin yöneticilerini, bu konuda yatırım önceliği sağlamaları için ikna çabamız var. Amacımız, üniversite ve fakültede bu yöntemin hayata geçmesi. Türkiye’de Hacettepe Üniversitesinde küçük bir laboratuvarda çalışılıyor. Orada küçük organların plastinasyonunu yapıyorlar. Ama burada serginin birçok örneği için daha özel ve büyük yatırımlar gerekiyor.

Şu anda, koruma yönteminde sıvılar kullanılıyor. Sıvıların içindeki maddeler, çalışan insana hem fiziksel hem de çalışma zorluğu getiriyor. Kimyasallar rahatsızlık verdiği için uzun süre çalışılamıyor. Plastinasyon yönteminde bunların hiçbiri olmuyor. Kokusuz, rahatça, çıplak elle tutulabilen ve özel bir saklama koşulu gerektirmeyen örnekler ortaya çıkıyor. Hem eğitim hem de araştırma için kullanılabiliyor. Avantajlı bir yöntem ve uzun yıllar saklanabiliyor. Bir kere plastinatları yaptıktan sonra, kırıp dökmedikçe, yakıp yıkmadıkça teorik olarak sonsuza kadar kalabiliyor.”

-”KADAVRA BULMAK GİDEREK ARTAN BİR ZORLUK”-

Dr. Mehmet Üzel, üniversitelerin kadavra bulma konusunda giderek artan zorlukla karşılaştığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

”Kimi yöneticiler, yanlış dinsel ön yargılardan dolayı buna sıcak bakmıyor. Anatomi Derneği olarak Diyanet İşleri Başkanlığından ‘kimsesiz cenazelerin kadavra olarak kullanılmasında dinen bir sakınca var mı?’ diye görüş aldık. Aldığımız görüşlerin hepsinde ‘Sorun yoktur’ denilmesine rağmen halen aşırı hassas davranıyorlar. Hem öğrenciler hem de eğitim alan uzmanlık öğrencileri için kolaylık istiyoruz. Çünkü kadavra hem öğrencilerin kullandığı bir şey hem de cerrahi asistanlarının ilk ameliyatlarında üzerinde çalışılacak materyal oluyor. Bizim için çok önemli. İnsan üzerinde ilk defa ameliyat yapmak yerine kadavra üzerinde çalışmak daha doğru.”

-ÖĞRENCİLERİN GÖRÜŞLERİ-

Tıp fakültesi öğrencisi Osman Özmaya, sergide dersi işlemenin çok faydalı olduğunu ifade ederek, dersin iki boyutlu işlendiğini, üçüncü boyutu göremediklerini, burada vücudu daha ayrıntılı görme imkanı elde ettiklerini söyledi.

Organların, kılcal ve ana damarların, kemiklerin yerlerini gördüklerini anlatan Özmaya, ”Kafamızda bir insan iskeleti canlandı” dedi.

Sergide hayvanların da yer aldığını, özellikle atın çok dikkat çektiğini belirten Özmaya, ”İnsan ata benzediği için kadavra niyetine, insan bulunmadığı zaman kullanılabilir diye düşündük. Doktor olarak en azından anatomiyi bilelim ki tedaviyi de iyi yapalım” diye konuştu.

Sergide, sigara içen ve içmeyen insanların akciğerlerinin de gösterildiğini kaydeden Özmaya, sigara ile ilgili gerçeğin bu etkinlikte gözler önüne serildiğini anlattı.

Özmaya, serginin sonunda ”Beslenmenizi düzeltin, hastalıkları önleyebilirsiniz” mesajının alındığını söyledi.

Öğrenci Mehmet Yunus Meydan da serginin kendisini çok heyecanlandırdığını ifade ederek, ”Çok güzel yapılmış. Her şeyi bir bütün olarak görüyorsunuz, anatomi, patoloji, fizyoloji… Tıp fakültesi öğrencisi olmayan için çok güzel bir nimet” dedi.

”Body Worlds” sergisi, 17 Aralık tarihine kadar görülebilecek.

AA

Kpss Sınavında İnanılmaz İhmal

Ortaöğretim ve önlisans mezunları için 28 Ka-sım’da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) Gaziantep’teki bazı adaylar, büyük şok yaşadı.

NURULLAH KAYA’nın haberi

Sınav giriş belgesinde yer alan 30 Ağustos İlköğretim Okulu’nun ek binası, sınavın yapılacağı gün yerinde yoktu. Okulun yıkıldığını sınava 15 dakika kala öğrenen adaylar, uzun süre sınav yeri aradı. Sınav başkanı tarafından, araçlara bindirilerek yarım saat uzaklıktaki Fehime Ersoy İlköğretim Okulu’na götürüldüler. Gecikmeli de olsa sınava katılan adaylar, bir yıllık emeklerinin heba edildiğini söylüyor. Hasan Körşen, “Herkesin soruları çözmeye başladığı dakikalarda biz mahallelerde dolaştırıldık.” diyor.

Gece gündüz sınava hazırlanan ve o gün hayalleri yıkılan Hasan Körşen, mağdur adaylardan biri. Herkesin soruları çözmeye başladığı dakikalarda bir grup adayla Gaziantep’in mahallelerinde dolaştırıldıklarını anlatan Körşen, emeğini yok sayan sorumlulardan cevap bekliyor. Liseyi bitirdikten sonra yıllarca bu sınava hazırlandığını; ancak çalışmalarının bir anda bittiğini belirten Körşen, yaşadığı durumu Başbakanlık İletişim Dairesi Başkanlığı’na da şikâyet etmesine rağmen sonuç alamadı. Sınavın şokunu hâlâ üzerinden atamadığını belirten Körşen, “Yetkililer bizi başka bir okula yönlendirdi. Onların tarif ettiği okul 2 mahalle uzaklıktaki Fehime Ersoy İlköğretim Okulu’ydu. Yaya gidilmeye kalkışılırsa yarım saat sürecek uzaklıkta bir yerdi. İyi ki sınava arabayla gitmiştim. Fakat otomobiliyle gelen yalnız bendim. Aynı şekilde mağdur olan 10-12 kişi daha vardı. Arabayla son sürat tarif edilen okula gittim. Okula geldiğimde ikinci bir şok daha yaşadım. Kapıdaki sınav başkanı olan yetkili, ‘Siz burada bekleyin, bizim araba sizi alıp başka bir okula götürecek.’ dedi. Nereye diye sorduğumuzda ise hiçbir cevap alamadık.” serzenişinde bulundu

Sınav başlamasına rağmen hâlâ bir sıraya oturamadıkları için tüm ümitlerinin tükendiğini ifade eden Körşen, o an yaşadıklarını şu sözlerle ifade ediyor: “Herkes sınava başlamıştı. Benim ümidim ve motivasyonum altüst olmuştu. O ara bize doğru hızla gelen bir öğretmen ‘gelin yan binadaki sınıfları tek tek gezelim’ dedi. Bu arada sınava gireceğimiz sınıfı ararken arabanın anahtarını yanımda içeri alamayacaklarını belirttiler. Yaşadığım onca şey üzerine ne yapacağımı şaşırdım. Anahtarı kime bırakacaktım bilmiyorum. Hepten moralim bozuldu.”

Sınıf sınıf gezerken boş yer mi aradıklarını, yoksa kendilerine ayrılan yeri mi bulmaya çalıştıklarını hâlâ anlayamadığını kaydeden Körşen, “Rastgele girdiğimiz sınıflardan birinde yer bulduk ve oturduk. Aceleyle kimlik bilgilerimi doldurduktan sonra soru kitapçığının kapağını açabildim. O moral bozukluğuyla çözmeye çalıştığım sınavı ne yazık ki bitiremedim. Hatta 50 soruya hiç bakamadım. Okuyabildiğim soruları ise nasıl çözdüğümü Allah bilir. Diğer arkadaşlar sınıf bulabildiler mi bilemiyorum. ÖSYM sınav adayını neden ciddiye almıyor. Giriş belgesinde yazan okul yerinde duruyor; ama bizi sınava alacakları ek binayı yıkıyorlar. Bu insanlara hakkımı helal etmiyor, sorumluların cezalandırılmasını istiyorum. Yoksa bu düzen böyle gider ve daha çok insan mağdur olur.”

ZAMAN

Malatya Eğitim Bursu Projesi Hayata Geçti

MİAD’ın temellerini attığı Malatya Valiliği himayesinde gerçekleştirilen Malatya Eğitim Bursu Projesi hayata geçti. Proje Malatyalı gençlerin burs almasını hedefliyor.

Projenin sorumluları projenin amacını şöyle açıkladı: “Projenin önceliği, güven duyulan bir burs sistemi oluşturmaktır. Şeffaf, denetlenebilir ve herkese açık bir sistem, katılımcıları artıracak; insanların gönül rahatlığı ile bu hayırlı işe dahil olmalarını sağlayacaktır.”

Malatya Eğitim Bursu Projesi, hayırsever Malatyalıları da burs vermeye teşvik edecek birçok kolaylık ve avantajı içeriyor.

Malatya Eğitim Bursu Projesi’nde burs vermek isteyenlere tanınan imkan ve kolaylıklar şöyle:

– İstediği miktarda burs verebilir.

150 TL’den başlayarak, istediği miktarda burs verebilir. Birden fazla hayırsever bir araya gelerek bir öğrencinin tüm eğitim bursunu üstlenebilir.

– Burs vereceği öğrenciyi kendi seçebilir.

Burs vereceği öğrenciyi sistemin seçimine bırakabilir ya da kendi seçebilir. Dolayısıyla köylüsüne, komşusuna yani tanıdığı bir öğrenciye de burs verebilir.

– Sistem puanlamasıyla seçimini kolayca yapabilir.

Öğrencilerin ailevi durumları, ekonomik şartları, okuduğu okul ve başarı durumları gibi bilgiler sistemde kayıtlıdır. Özel hazırlanmış yazılım sayesinde öğrenciler, bilgilerine göre puanlanmaktadır. Bu puanlar, bir nevi, öğrencinin burs ihtiyacı düzeyini gösterir. Seçim yaparken, bu puanlamadan da yararlanılabilir.

– Burs verdiği öğrencinin başarısını takip edebilir.

Yine sistem sayesinde burs verdiği öğrencinin derslerdeki başarısını takip edebilir, bir sonraki yıl verdiği bursu kesebilir veya başka bir öğrenciye yönlendirebilir.

– Gelecekte birlikte çalışacağı profesyonelleri bugünden tanıyabilir.

Malatya Eğitim Bursu Projesi sayesinde, yarının başarılı profesyonelleri olacak öğrencileri bugünden tanıma, yeteneklerine vakıf olma ve onlarla, daha sonra birlikte çalışmak üzere, bir bağ kurma fırsatını yakalayabilir. Başka bir deyişle, yarın birlikte çalışacağı yöneticileri öğrenciliğinde desteklemiş olur.

– Vergi avantajıyla daha çok öğrenciye burs verebilir.

Vereceği bursları vergiden düşme imkanı sayesinde, daha fazla burs verme, daha çok öğrenciyi okutma ve daha büyük hayır işleme olanağı yakalar.

Haber7