ÖSYM Sorularının Zorluk Dereceleri

ÖSYM bundan böyle Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi değil, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi oldu. Yeni ÖSYM bundan böyle yapacağı sınavlarda farklı zorluk derecesine sahip sorular sormaya devam edecektir.
Öğrenciler değerlendirilirken okuduğunu anlama, genel kavram ve ilkelerle düşünme, zihinsel becerilerin ölçülmesi, basit işlem alışkanlıkları, bildiğini hatırlama, kavrama uygulama analiz etme ve sentezlemeye yönelik bilişsel becerileri ölçülmesi hedeflenmektedir. BU süreçlere ilişkin soru tiplerinin zorluk düzeyleri 5 gruba ayrılmaktadır. Bunlar; normal sorular, kolay, zor, çok kolay ve çok zor dediğimiz seçici sorulardır. Seçici sorular daha çok üst düşünme becerilerini içeren analiz ve sentez sorularının yanında bilgi basamağından da seçici sorular gelebilmektedir. Bu soru grupların sorulma yüzdelikleri birbirlerine eşdeğerdir. Yani % 20 zor soru varsa, % 20’de kolay soru vardır.

YGS ‘deki Sorularının Zorluk Düzeyleri
Bindiği gibi bu sene ikincisi uygulanacak olan YGS da 4 farklı teste 160 soru sorulmaktadır. Sorular daha çok kavrama ve uygulamaya yöneliktir. Ayrıca öğrencilerin;
Okuduğunu anlama, temel kavram ve ilkelerle düşünme, basit işlem alışkanlıkları ve zihinsel becerileri ölçülmesi hedeflenmektedir.

LYS ‘deki Sorularının Zorluk Düzeyleri

Tablo dikkatlice incelendiğinde, herhangi bir testi dışlamanın son derece yanlış olduğu görülmektedir. Çünkü kolay ve normal sorular az ve dikkatli bir çalışmayla rahatlıkla yapılabilir. Dikkat edilirse, % 70′ lik bir bölüm, rahatlıkla cevaplandırılabilecek türden sorulardan oluşmaktadır. Aynı test içindeki en zor ve en kolay soruların puan değeri, birbirinden farklı değildir. Aynı test içindeki soruların zorlukları düzeyleri birbirinden farklı; fakat puan getirisi bakımından aynıdır. Bu özelliğin bilinmesi test tekniği açısından önemlidir. Bilinçli yapılan tekrarlarla öğrenciler, her testte var olan kolay ve normal soruları çözerek soruların % 70’ini yapabilme şansına sahiptir.
Ders çalışırken öğrencilerin yaptığı hatalardan birisi de kolay sorulara gerçek sınavda çıkmaz diye yönelmemeleri, daha çok zor sorulara yönelerek daha çok puan alınabilir düşüncesidir. Fakat test gruplarında soruların değerleri aynıdır. Yanı bir YGS’de matematik testinde sorulan 40 sorunun getirisi aynı değerdedir. Değişen ise sadece puan gruplarına etkisidir. Yani YGS-1puan türü için 40 matematik sorusu aynı katsayı ile çarpılırken, YGS-2 için 40 matematik sorusu için farklı katsayılarla çarpılarak soru değerleri aynı olacaktır. Bu durum diğer testler için de geçerlidir.
Burada yapılması gereken zor soruları çözmek değil, zorun yanında kolay olarak nitelendirilen soruları da çözüp puanı artırmak, netleri çoğaltmak olmalıdır. Soruların puan getirisi zorluğunda değil, yapılabilirliğindedir.

Ygs-Lys Sorularının Genel Özellikleri

ÖSYM, 2010 yılında üniversitelerde okuyacak öğrencileri belirlemek amacıyla iki basamaklı sınav uyguladı. Sınav sonrası yapılan değerlendirmelerde soruların bir kısmının kolay, bir kısmının ise zor geldiği belirtildi. Söz konusu soruların zorluğu ya da kolaylığı neye göre belirleniyor? Öğrenciler çok çalıştıkları halde bazı soruları yapmakta neden zorlanıyorlar? , ÖSYM öğrencilerde daha çok hangi düzey hedef davranışları ölçmek istiyor? , soruların kolay ya da zorluğu hangi kriterlere göre diye belirleniyor?
ÖSYM, YÖK’e bağlı bir merkezi bir kuruluş olup Türkiye’de soru hazırlama ve değerlendirme sürecinde önemli bir yere sahiptir. Elbette kurum ve kuruluşlara hazırladıkları sorular da bir takım bilimsel verilere göre olmaktadır. Bu bağlamda bilinen ise hedef davranış belirleme ve değerlendirme sürecinde eğitimci B.Bloom’un bilişsel taksonomisidir. Her ne kadar Krathwohl ve ekibi 2001 yılında bilişsel alan taksonomisini yeniden düzenlemiş olsalar da öğrencilere kazandırılacak bilişsel hedefler ve dolayısıyla kazanımların değerlendirilmesi de 6 basamakta olmaktadır. Soruların ölçtüğü bilgi düzeylerini kavramak, bir öğrencinin “ben neden başarılı olamıyorum” sorusuna cevap bulması bakımından önemlidir. Bu basamaklara yönelik hazırlanan soruların içeriğini bilmek hem öğretmenlere hem de öğrencilere YGS ve LYS’ye hazırlık sürecinde önemli rehber olacaktır.
Soruların zorluk dereceleri birbirinden farklıdır.
ÖSYM tarafından hazırlanan sorular öğrencilerin daha önce öğrendikleri bilgilerin hatırlanmasıyla başlayıp, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme becerisini ölçmeyi yöneliktir. Bilgi basamağından değerlendirme basamağına doğru çıkıldıkça ölçülen bilgi düzeyi karmaşıklaşır. Üst düzey düşünme becerileri isteyen soruların çözümü daha uzun ve yoğun bir çabayı gerektirir. Öğrenciler çalışmaya ve öğrenmeye başladıkça konuyla ilgili daha ileri bir bilgi seviyesine ulaşacak ve daha yüksek düşünmeyi gerektiren soruları yapmaya hazır hale geleceklerdir.
Öğrenme süreci, çok katlı bir binaya çıkıyor gibi düşünülebilir.
Öğrenme süreci, çok katlı bir binaya çıkıyor gibi düşünülebilir. Katlara çıkabilmek için öncelikle binaya girmek ve ilk kata çıkmak gerekecektir. İkinci ve üçüncü kata çıkmadan dördüncü kata çıkmak zor olacaktır. İşte öğrenme de tıpkı bunun gibi bir özelliğe sahiptir. Bazı bilgiler sadece birinci katı çıkmanın anahtarıdır; onunla dördüncü ya da beşinci kata çıkılamamaktadır. Yapılması gereken her katın gerektiği donanımlara sahip olabilmektir. Bellekteki bilgiler artıkça, o konuyla, ilgili, daha zor ve karmaşık sorular çözülecektir.
ÖSYM sorularının ölçmeyi amaçladığı hedef davranışlar altı basamaklıdır.
1. Basamak: Bilgi Düzeyi
Bilgi düzeyi basamağı, daha ileri düzeydeki bilgileri kavrama, uygulama, analiz etme, sentezleme ve değerlendirme basamaklarına temel oluşturma niteliğindedir. Burada öğrencinin sahip olduğu bilgiyi kullanması istenmez, sadece öğrenildiği şekilde hatırlanması ve tanınması istenir. Bilgi düzeyindeki sorularla adayın hatırlama gücü ölçülür. Bu tür bilgilerin (terim, tanımlar, olaylar, olgular, ilkeler, formüller, kuramlar v. b.) hatırlanabilmesi için ezberlenmesi gereklidir. Bilgi düzeyindeki bir soruya cevap verebilmesi için öğrencinin daha önce öğrendiklerini hatırlaması gerekir. Bir bilginin aynen hatırlanması birçok nedenden dolayı önemlidir. Bilgi veya hafıza düzeyi diğer tüm düşünme düzeylerin başlangıcı olduğundan dolayı kritik bir yapıya sahiptir.
Bilgi basamağı soruların zorlukları
ÖSYM daha çok LYS’lerde bilgi basamağında soru sormaktadır. Bu düzeye ait soruların dezavantajı hızlı bir şekilde unutulmalarıdır. Bu tür soruların bir konu ile ilgili derinlemesine olmayan kaba bilgileri ölçmesi ayrı bir dezavantajıdır.
Bilgi basamağı sorulardaki temel süreçler
Bilgi basamağındaki sorular, tanıma ve hatırlama süreçlerini içerir.
Örneğin,
Hem karada hem suda yaşayan canlılara ait bir şemada kurbağaları tanıyınız
Tanzimat Dönemi şairlerinden üçünün ismini söyleyiniz
Karbondioksidin kimyasal formülünü hatırlayınız, türü sorular bilgi basamağına yöneliktir.
2. Basamak: Kavrama Düzeyi
Kavrama düzey soruları, öğrencilerin öğrendikleri materyalleri organize edip düzenlemelerini sağlayacak kadar öğrenmiş olmalarını gerektirir. Öğrenciler öğrendikleri materyali kavrayıp kendi kelimeleri ile ifade etmeleri ve karşılaştırmalar yapmak için kullanabilmelidir. Kavrama becerisini ölçen bir soruda, bilginin derste ya da ders kitabındaki haliyle öğrenilmesi öğrencinin işine yaramaz. Kavrama basamağında öğrenciden istenen; bilgiyi farklı bir biçimde ifade etmesi ya da farklı şekillerde ifade edilen bilgileri tanımasıdır.
Kavrama basamağı soruların zorlukları,
Öğrencinin kavrama basamağındaki bir soruyu cevaplayabilmesi için hatırlamadan daha ileri olan bir düşünme seviyesine geçmesi gerekir. Bu tür sorularda öğrenci soruyu çözebilmesi için kendisinden bir şeyler katması gerekir.
Kavrama basamağı sorulardaki temel süreçler
Buna yönelik kavrama basmağını türü sorular, başka şekillerde ifade etme, listeleme, düşünceyi gerçekten ayırt etme isimlendirme, saptama, gösterme, anlama, hatırlama, eşleştirme, tanımlama, sınıflandırma, yerleştirme, taslak haline getirme ve örnek verme süreçlerini içerir.
Örneğin,
Sayıları tek ve çift olarak sınıflandırınız
Hava basıncının havayı nasıl etkilediğini açıklayan bir şema çiziniz
Kalbin pompaya nasıl benzediğini açıklayınız, türü sorular kavrama basamağına yöneliktir.
3. Basamak: Uygulama Düzeyi
Uygulama basamağındaki sorular genel olarak hem YGS hem de LYS türü sınavlarda soru gelmektedir. Uygulama basamağı öğrencinin daha önceden öğrendiği bir bilgiyi yeni durumlara uygulayıp uygulayamadığını ölçen sorulardır. Bu tür sorularda adaylardan bilgiyi kendisi için yeni olan durumlara uygulamaları istenir.
Uygulama düzeyi sorular için konular arası bağlantıları görmek gerekir.
Bu düzeydeki bir davranışı öğrencinin gösterebilmesi için, öncelikle soruda yeni durumun tanınması gereklidir. Daha sonra da bu yeni durumun hangi ilke, kavram ya da teori ile ilişkisinin olduğunu anlamaya çalışılmalıdır. Öğrencilere uygulama basamağındaki soruların yapılabilmesi bilgi ve kavrama düzeylerinin aşılmış olması gerekir.
Uygulama basamağına yönelik farklı türden soru çözmek gerekir.
Öğrencinin sınavda sorunun benzeri çıkmış ve doğru sonuca ulaşmışsa sorunun öğrencide ölçtüğü beceri uygulama becerisi değil, tanıma ve hatırlamayı ölçen bilgi basamağıdır. Bundan dolayı sınava hazırlanan bir aday, uygulama becerisini ölçen sorulara karşı hazırlıklı olmalı ve farklı türden soru tiplerini de çözmelidir.
Uygulama basamağı sorulardaki temel süreçler,
Uygulama basamağına yönelik YGS ve LYS’ de gelen sorular, sınıflandırma, değiştirme, eyleme geçirme, sunma, hesap etme, yürütme, çözme, resimleme, hesaplama, yorumlama, manipüle etme, kestirme, gösterme süreçlerini içerir.
Örneğin,
İki basamaklı sayılar için bir sütun ekleyiniz
Yabancı dilde bir parçayı sözel olarak okuyunuz
Çevrenizdeki bitkilerin ve hayvanların birbirlerini etkileme şekillerini gösteren bir şema çizin, türü sorular uygulama basamağına yöneliktir.
4. Basamak: Analiz Düzeyi
Analiz soruları öğrencilerin kritik düşünme becerilerini geliştirdikleri için oldukça önemlidirler. Analiz basamağı bir bilgi bütününün parçalarına ayrılarak, bu öğeler arasındaki ilişkilerin birbirinden ayrılmasına yönelik soruları içeriri. Analiz soruları öğrencilerin kritik ve derinlemesine düşünmelerini gerektiren yüksek dereceli sorulardır. Öğrenciler uygun bilgileri değerlendirip ve analiz ederek bu bilgilere bağlı olan sonuca ve genellemeye varırlar. Öğrencilerden sınav sürecinde bir sonucu veya genellemeyi analiz ederek onu destekleyen veya ret eden kanıtları bulmaları istenir. Analiz basamağına yönelik daha çok LYS’ de soru gelmektedir.
Analiz basamağına soruların çözümü fazla zaman gerektirir.
Birçok farklı cevabın mümkün olması ve cevaplanabilmeleri için fazla süre gerektirmeleri analiz sorularının yüksek dereceli sorular olduklarının bir göstergesidir.
Analiz basamağı sorulardaki temel süreçler,
Analiz basamağına yönelik sorular zıtlıkları belirleme, karşılaştırma, kategorize etme, taslak halinde anlatma, bağlantı kurma, analiz etme, düzenleme, sonuç çıkarma, seçme, atfetme türü sorular sorma süreçlerini içerir.
Örneğin,
Yukarıdaki parçada geçen karakterin motivasyonu aşağıdakilerden hangisinde ifade edilmiştir?
Yukarıdaki verilere göre oluşturulacak en uygun hipotez aşağıdakilerden hangisidir, türü sorular analiz basamağına yöneliktir.
5. Basamak: Sentez Düzeyi
Sentez gücünü ölçen sorularda, belli bir amaç için uygun olan parçaları uygun olmayanlardan ayırarak bir bütün oluşturma becerisi ölçülmektedir. Sentez türü sorular üst düzey düşünme becerisi gerektirdiğinden dolayı daha çok açık uçlu sorulardan oluşan sınavlarda sorulmaktadır. Bu tür sorularla öğrencilerin orijinal ve yaratıcı düşünmelerini belirlenir. Sentez soruları öğrencilerin ürünler, desenler ve fikirler ortaya çıkarmalarını gerektirir
Sentez basamağı soruları yüksek düşünmeyi gerektirmektedir.
Sentez türü sorular; tartışma, planlama, yeniden yapılandırma gibi süreçler içerdiğinden dolayı daha çok açık uçlu soruları gerekli kılmaktadır. Bu tür sorular ileride yapılması düşünülen ÖSYS’ de sorulması düşünülmektedir.
Sentez basamağı sorulardaki temel süreçler
Sentez basamağına yönelik tartışma, planlama, karşılaştırma, yaratma, yapılandırma, yeniden düzenleme, hazırlama, organize etme, tasarım yapma, hipotez bulma, destekleme, rapor çıkarma, toplama, uyarlama ve geliştirmedir.
Örneğin,
Bitkilerin niçin güneş ışığına ihtiyaç duyduklarını açıklamak için çeşitli bilimsel hipotezler üretin.
Ahmet Haşim’in şiir konusundaki görüşleriyle ilgili bir araştırma ödevinin taslağını oluşturun.
Bir müttefik ya da birlik askerinin bakış açısıyla bir günlük yazın.
Okuduğunuz bir romanın bir bölümüne dayanarak, bir oyun sergileyin, türü sorular sentez basamağına yöneliktir.
6. Basamak: Değerlendirme Düzeyi
Değerlendirmeye yönelik sorular sentez basamağından sonraki süreçleri içerir. Değerlendirme üst düzey düşünmeyi gerektirdiğinden dolayı ÖSYM ‘de bu tür soru sorulması zordur. Çünkü bu tür sorular, yeniden meydana getirme, yeniden düzenleme, hazırlama, tasarım yapma hipotez bulma desteklemedir. Değerlendirme becerisini ölçen soruları doğru olarak yapabilmek için bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme becerilerini içerir. Örneğin,
Akranlara düzen ve iddiaların mantığı konusunda geribildirim veren bir yazma grubuna katılın.
Karmaşık bir matematik problemini çözmek için en iyi metodu seçin.
Astrolojinin lehinde ve aleyhinde olan iddiaların geçerliliğine yönelik yargılarda bulunuz, türü sorular değerlendirme basamağına yöneliktir.

Faruk Ardıç
Fem Dershaneleri Rehberlik Servisi

YGS-LYS ve Bakış Açısı

ÖSYM tarafından YGS uygulama tarihi daha önce duyurulan uygulama tarihinden iki hafta öne alındır. Üniversiteye yerleşme hedefi olan öğrenciler planlarını tekrar gözden geçirecekler. Sınavlarda başarıya ulaşmak, hedefi yakalamak bazen önümüzdeki süreci nasıl algıladığımızla ilgilidir. Eğer sınavın ne anlam içerdiğini bilinirse hedefe ulaşmak daha kolay olacaktır.
“Sınavlar” bizim için ne anlam ifade ediyor? Bizde hangi duygu ve düşüncelerin oluşmasına neden oluyor? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar sınav sürecinde başarıya ulaşmada oldukça belirleyici olacaktır. Çünkü sınava nasıl bir anlam yüklüyorsak, hazırlık süreci içinde sınavla ilgili yaşadıklarımıza vereceğimiz tepkiler de bu yönde olacaktır.
Sınavın bizde oluşturduğu etki, ya amaçlarımıza ulaşmamızda bir araç olacak ya da sevmediğimiz, kızgınlıkla, kaygıyla baş etmeye çalıştığımız bir amaç haline gelecektir. İşte başarı da belirleyici olan bu bakış açısıdır. Başarı veya başarısızlıklarımızın altında kendimizi gerçekten sınava nasıl hazırlanacağımızı bilememek yatmaktadır.
Sınav sürecinde iki düşünce yapısı ağır basar. Bunlar;
1.Sınava hazırlıkta kontrol elimizdedir;
Bu düşünce yapısında olayları belirleyen ve kontrol eden biz oluruz. Bu gruptaki öğrenciler, ne istediklerini bilirler, azimli ve kararlıdırlar. Zamanı ve kendilerini yönetme konusunda iç disiplinleri gelişmiştir. Sürekli ve etkili çalışma alışkanlığına sahiptirler. Moralleri bozulsa da düzeltmesini bilirler. Başarısızlık karşısında basit gerekçelere sığınmazlar. Çalışmaktan zevk alırlar. Kendi çalışma programlarını kendileri hazırlarlar. Yani öğrenmeyi öğrenirler. Proaktiftirler.
2.Sınava hazırlıkta kontrol elimizde değildir;
Bu düşünce yapısındaki insanlar, yapılması gerekenleri bilirler ancak bir türlü uygulamaya geçemezler. Özgüvenleri eksiktir. Sürekli endişe içindedirler, süreci kontrol edemezler, dikkatlerini toplayamazlar. Yeteri kadar azimli değillerdir. Başarısızlıkları mantıksız gerekçelere bağlarlar. Çalışma alışkanlıkları oluşmamıştır. Yani reaktiftirler.
Şimdi siz hangi grupta yer alıyorsunuz? Birinci gurupta iseniz çalışmaya devam edin. Gayet iyi yoldasınız. Eğer ikinci grupta iseniz, size birtakım önerilerimiz var. Hep birlikte şunlar yapılabilir.
· Lütfen nasıl bir sınava hazırlandığınızı öğrenin. Hazırlandığınız sınavın teknik (sınavın yapısı, soru dağılımı) ve psikolojik hazırlık (motivasyon düzeyini yüksek tutma – dikkati ve konsantrasyonu sağlama – kaygıyı kontrol etme – sağlıklı bir mesleki karar süreci geçirme) boyutu olduğunu unutmayın.
· Hedeflerinizi belirleyin. Belirlediyseniz realize edin.
· Zamanınızı iyi değerlendirin. Hazırlayacağınız programda ders ve sosyal hayat ile dengeli olsun..
· Başarıya odaklı bir çalışma temposu oluşturun.
· YGS ve LYS sürecinde çok değil verimli çalışmanın önemini unutmayın.
· Sınav sonuçlarınızı sağlıklı bir şekilde değerlendirin ve sizi bir adım daha ileriye götürecek stratejiler belirleyin.

Faruk Ardıç
Fem Dershaneleri Rehberlik Servisi

Sınavlarda Başarılı Olmanın Yolları

Sınavlar her şey olamasa da hayatımızın bir basamağı. Gerekli bilgi ve beceriye sahip olduktan sonra uygulanacak küçük stratejilerle daha çok net, daha fazla puan almak olası.
Bu uygulamalar başarıyı artıracaktır.

Bir bölüme başlamadan önce,
Başlayacağınız bölümü cevaplamadan önce birkaç saniyenizi 0 bölümün yer aldığı sayfaları hızla gözden geçirmede fayda vardır. Böyle bir işlem testin yapısı ve soru sayısındaki değişikliğe karşı uyanık olmanızı ve kendinizi değişikliklere karşı yeniden düzenlemenizi sağlayacaktır.

Hız ve isabet arasındaki denge,
Zaman kazanma düşüncesiyle çok hızlı çalışıp hata yapmak uygun değildir. Çünkü yanlış cevaplardan puan alınamaz, tam tersine puan kaybedilir. Diğer taraftan, aşırı dikkatli olarak her soru üzerinde fazla zaman harcamak da yeterli puanı toplamanızı engelleyecektir. En uygun olanı hız ile isabet arasında denge kurmaktır.

Sorularla inatlaşmama,
Sınav sorularının bölümlere göre getirileri aynı olmasına rağmen, zorluk düzeyleri aynı değildir. Herkesin yapabileceği basit nitelikte sorular olabileceği gibi, seçici sorular da olacaktır. Karşılaşılan soru üzerinde belirli bir süre geçtiği halde hala çözüme ulaşılamıyorsa fazla zaman kaybetmeden diğer soruya geçilmelidir. Unutmamak gerekir ki bu tür soruların puan değeri aynıdır. Önemli olan zor sorular çözmek değil, çok soru çözmektir. Fakat üzerinde zaman harcanması gerektiğini düşündüğünüz her soru atlanırsa, kısa bir süre sonra çok az soruyu cevaplandırmış olacak az bir düşünmeyle cevaplanabilecek sorular geçilmiş olacaktır.

Sınavda zaman ayarlama,
Uygulana sınavın diğer bir özelliği ise verilen zaman aralığında belli miktarda sorunun çözümüne ulaşılmış olunmasıdır. Yeni uygulamada öğrenciler yanında saat bulundurmayacak. Sadece ÖSYM tarafından sınıf ve salonlara asıl saatler kullanılacaktır. Gerçek sınava kadar biyolojik saatin işlevsel hale getirilmesi gerekir. Bu da ancak zaman karşı uygulanacak soru çözümleriyle kazanılabilecektir.

Kodlama stratejisi,
Puan getirici çalışmalar ancak soruları dikkatli okumak, doğru çözmek ve uygun biçimde kodlamakla mümkün olacaktır. Her soru için soru kitapçığından cevap kağıdına, cevap kağıdından soru kitapçığına gidip gelmek hem ciddi bir zaman kaybı hem de dikkat yoğunlaşmasını kesen bir engeldir. Yapılacak en uygun olanı kodlamanın grup halinde yapılmasıdır. Kodlama süreleri zihninizi dinlendirmek için kullanacağınız bir dinlenme aralığı olarak da kullanılabilir. Ayrıca soru çözerken geliştirilecek yeni bir kodlama sistemi bizlere zaman kazandıracaktır. Böyle bir sistem geliştirmenin yararı, doğru cevapları belirlemek, değiştirilen cevaplar, atlanılan soruları ve tekrar gözden geçirilmek istenen cevap ve sorular için farkındalık oluşturmasıdır.

Sınavların zekâ testi işlevi değil, sıralama işlevi vardır.
Bütün soruları doğru cevaplama beklentisi içinde olmak, kaygının oluşmasında en önemli faktördür. Gerek kolejlere, gerekse üniversitelere giriş sınavları öğrencilerin zekâ düzeyini ölçmeyi değil, onlar arasında bir sıralama yapmayı amaçlamaktadır. Bu sebeple giriş sınavlarındaki bütün soruları cevaplamayı beklentisinde olamamak gerekir.
Hayatınızın başarılarla dolu olması dileğiyle.

FARUK ARDIÇ
Fem Dershaneleri Rehberlik Servisi

Sınavlara Hazır mıyız?

Sınavlarda başarı bazen önümüzdeki sürece nasıl baktığımızla ilgilidir. Eğer gireceğimiz sınavların bizim için ne ifade ettiği iyi bir şekilde kavranırsa, hedefe ulaşmak için elimizde önemli bir ipucu olacaktır.
Sınavlar, bizim için ne ifade ediyor? Sınav olgusu bizde hangi duygu ve düşüncelerin oluşmasına neden oluyor? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar sınav sürecinde başarıya ulaşmada oldukça belirleyici rol oynayacaktır. Çünkü biz sınava nasıl bir anlam yükleniyorsa, hazırlık süreci içinde sınavla ilgili yaşadıklarımıza vereceğimiz tepkilerde bu yönde olacaktır. Bu da elde edeceğimiz sonucu etkileyecektir.
Sınavın bizde oluşturduğu etki ölçüsünde, ya amaçlarımıza ulaşmamızda bir araç olacak ya da sevmediğimiz, kaygıyla baş etmeye çalıştığımız bir amaç haline gelecektir. İşte başarıda belirleyici olan bu bakış açısıdır. Başarı ve başarısızlıklarımızın altında bu bakış açıları ve kendimizi gerçekten sınava nasıl hazırlayacağımızı bilememek yatmaktadır.
Sınavlara hazırlık sürecinde iki düşünce yapısı ağır basar.
Bunlar;
1.Sınava hazırlıkta kontrol elimizdedir :
Bu düşünce yapısında isek olayları belirleyen ve kontrol eden biz oluruz. Bu gruptaki insanlar, ne istediklerini bilirler, çok azimli ve kararlıdırlar. Zamanı ve kendilerini yönetme konusunda iç disiplinleri gelişmiştir. Sürekli ve etkili çalışma alışkanlığına sahiptirler. Yani proaktiftirler
2.Sınava hazırlıkta kontrol bizde değildir:
Bu düşünce yapısındaki insanlar yapılması gerekenleri bilmekte ancak bir türlü uygulamaya geçememektedir. Şartların oluşturduğu durumlara karşı sürüklenirler. Kendilerine tam olarak güvenmezler, sürekli endişe içindedirler, süreci kontrol edemezler, dikkatlerini toplayamazlar, yeteri kadar azimli değillerdir ve çalışma alışkanlıkları oturmamıştır. Yani reaktiftirler
Başarıyı getiren ve engelleyen iki yaklaşımı ortaya koyduk.
Peki, sınava hazırlık sürecinde kontrolü elde tutabilmek için öncelikle ne yapmak gerekir?
Öncelikle nasıl bir sınava hazırlandığımızı bilinmesi gerekir. Hazırlandığımız sınavın teknik yapısı nasıl? Sınavda kaç soru gelecek, sorular hangi konulara yönelik olacak? Soruların zorluk dağılımı nasıl olacak?, hedefe ulaşabilmek için ortalama kaç net yapmam gerekecek? Bütün bunlar bizde sınava yönelik gerekli bilişsel farkındalık oluşturacak faktörlerdir.
Sınavlara bilişsel olarak hazırlıklı olmak; Sınavlarda başarılı olabilmem için gerekli bilgi donanımına sahip olmam gerekir. Bunun için de önce hedefim nedir, hedefime yönelik hangi derslere çalışmam gerekir, bilginin kalıcı olmasını nasıl sağlayabilirim, unutmayı nasıl azaltabilirim, bildiklerimi nasıl uygulayabilirim? Bütün bunların cevaplarına ulaşılması gerekir.
Sınava psikolojik olarak hazırlıklı olmak; isteklendirme düzeyini yüksek tutma, dikkati ve konsantrasyonu sağlama, kaygıyı kontrol etme gibi süreçler bizde duyuşsal farkındalık sağlayacaktır.
Sınav stratejilerini uygulamak, hangi testlerden başlamalıyım? Kodlamayı nasıl yapmalıyım, zamanı nasıl verimli kullanabilirim? Bütün bunlara denem sınavları uygulayarak ulaşabileceğimi bilmem gerekir.
Ve unutmayın ki; “Siz neye hazırsanız, o da sizin için hazırdır.”

Faruk Ardıç
Fem Dershaneleri Bölüm Başkanı

Ders çalışırken aralar nasıl olmalı?

Sınavlara hazırlanan öğrenciler, ders çalışmalar programlarında uygun aralıklarla ara vermenin ders çalışma verimini olumlu yönde etkileyeceklerini unutmamalıdırlar. Başarılı olma veya konuları iyi öğrenmeleri için kendi yorulma eşiklerine göre aralar vermelidirler.
Verilecek aralarda yoğun fiziksel faaliyet yapılmamalı, zihni ve bedeni dinlendirmek amaç olmalıdır. Daha sonra derse döndüğünde dinlenmiş olduğunun ve anlama seviyesinin arttığını hissediyorsanız iyi dinlenmişsiniz demektir.

Aktif dinlenme; bir dinlenme çeşididir. Ders çalışma etkinliklerinde farklı bir teknikle, ders türleri değiştirerek uzun süre beyini aktif olarak kullanır ve uzun sürecek olan sınavlara daha hazırlıklı olmuş olursunuz. Genelde bir öğrencinin farklı yaş guruplarına göre olsa da bir dikkat zamanı vardır. Ders dinlemeye başladığında en yüksek 30 dakikadan sonrada düşüşe geçer. Bunu ortadan kaldırmak veya daha aza çekmek için aralarda aktif dinlenme yani farklı bir ders çalışma yolunu tercih etmelisiniz. Yani aktif dinlenmede bir çalışma stratejisidir. Çalışma zamanını uzatmayı hedefler. Matematikle fen çalışma arasına sosyal bilimlerden bir alanı ekleme gibi veya geometri ile biyoloji arasına Türkçe dersini eklemek gibidir.

Burada beynin farklı yarılarını çalıştırarak bir yanı dinlendirmek esastır. Bu bir aralı çalışma tekniğidir. Ara vermek uyuyarak dinlenmek şeklinde olabileceği gibi sakin bir yere geçip gazete okumak, hikâye okumak veya manzara izlemek şeklinde olabilir. Buna dışarıya çıkıp bir hava almayı da ekleyebiliriz. Bu aralar biyoritminizi düzenler ve tekdüzelikten kurtarır.

Sınavlara hazırlanan öğrenciler bu ara verme tekniklerini kullanmaz kendileriniz zorlamak isterlerse yorulur ve verimi düşürürler. Yavaş yavaş bunalır, sıkılır ve öğrenme yetisinin etkinliğiniz azaltırlar.
Dinlenme aralıklarında zihnimizi daha fazla yoracak etkinlikler geriye çalışmaya döndüğümüzde sizi olumsuz yönde etkiliyorsa bu dinlenme anlamsızlaşmış olur. Oturup bir film izlemişseniz bir diziyi ara diye takip etmişseniz bu geriye dönüşü zorlaştırmış demektir. Beyin yorulmuş ve karma karışık verilerle dolmuş demektir. Yukarıda da söylediğim gibi değişik faaliyetlerle süreç sağlıklı hale getirilmelidir.

Balkonda çıkıp bir hava alma, yemeğin salatasını yapma, güzel bir el-yüz-ayak yıkama, bir dinlenme etkinliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Tabii ki günlük verimli çalışmak için günlük uykunuzu yeteri kadar almış olmalısınız.

Değişik zamanlar da öyle bir tempo yakalamış olursunuz ki hani hiç ara vermek istemezsiniz, verimli süreç devam etmektedir. Bu işten çok zevk almışsınız, hızlı bir şekilde devam etmektesiniz, tabii ki o zaman hemen ara vermenize gerek yok. Ne zaman dinlenmeyi istiyorsunuz, organizmanız sinyaller vermeye başladı o zaman dinlenmelisiniz.

Yoruldunuz dinlenmek istiyorsunuz ve hemen ders dönmek isteğinizde var o zaman aralıklar kısa olmalı. Mümkünse 10 dakika ara 40 dakika ders şekline dönüştürmelidir. Ama bu yaklaşımda da bir mecburiyet yoktur. Genel geçer bir yöntem olarak eğitim öğretim camiasında kullanılmaktadır.
Televizyon ve bilgisayar ders çalışmanın alternatifi olarak gösterildiğinde, eğlencenin tercihi daha ağır basacaktır. Bu anlamda anne babalar çocuklarına böyle tercih yapmak zorunda bırakmamalıdırlar. Ders çalışmadığı zamanlar da öğrenciler bir sportif faaliyet içinde olabilirler.
Peki, televizyonun ve bilgisayarın yeri nedir? Buna verilecek en güzel cevap bu konuda ailecek bir karar alabiliyor ve uygulayabiliyorsanız sonuçlarda istediğiniz gibi olur. Yani hep televizyon seyreden ebeveyn veya bilgisayarın karşısından kalmayan anne baba dediklerinde ne kadar etkili olabilir ki. Çocuklarımızın ilk modeli anne babadır ve model çok iyi gözlemlenir veya öğrenme modeli gözlemleme yoluyla gerçekleşir. Biraz ebeveynler vakitlerini kitap okumaya veya evde oluşturacakları dinginliğe ayırmalı bir sessizlik sağlamalıdırlar. Buna ailecek karar verilmelidir.

Sonra Çalışmaya Başlarım Yerine Başlıyorum

İnsanların bir kısmına tembellik, rahat ve boş vakit geçirme daha kolay gelmektedir. Ancak sınavlara hazırlanan öğrenciler bu hali mutlaka üzerlerinden atmak zorundadırlar. Sınavlara belli bir süre kala “sınavlara daha nasılsa var, sonra çalışırım” diyerek çalışmanızı bir süre ertelersiniz. Bir yandan da hafta sonu başlarım. Denemeden sonra başlayacağım. Bayram geçsin veya tatil bitsin başlayacağım şeklinde bir niyet öne çıkmaktadır.
Bu belirlediğimiz günler gelir, yine daha sanki sınava çok varmış gibi gelir ve ertelersiniz çalışmayı. Böylece zaman geçer ve birde bakarsınız ki hafta sonu sınav gelmiş çatmış. Ya da daha iyimseri bir ay kalmış sınava aklın başına gelmiş olur ve çokta geç kalmış olur. Burada kimseyi değil de sanki kendinizi aldatmış olursunuz. BURAYA DİKKAT!

En kolay harcanan zamandır. Hiç geride getirilemeyen de.
Unutmayınız ki böyle yapılmamalı ve hemen ders çalışmaya başlamalısınız. Hatta bir sonraki güne veya yarına bırakmadan başlamalısınız. Sınava hazırlanan gencin kaybedecek ve harcayacak vakti olmamalıdır. Yaptığımız plan ve programa uyunuz. Programınız yoksa hemen bir program yapmalısınız. Atalarımız ne demiş bu konuda ; “bugünün işini yarına bırakma” Bu süreç saplamış olduğunuz ders çalışma isteğinizi geriletir veya ortadan kaldırır. Buda sizleri daha zor durumlara sokar. Oda başarısızlıktır.

Bununla birlikte kısa zaman içerisinde veya sınava kısa süre kalarak yaptığımız öğrenmeler kısa süreli olur ve çabuk unutulur. Son ana kalmış çalışma hızlı olması gerektiğine inanıldığı için, çalışılırken bilgilerini bir birine karışma ihtimali artmaktadır.