Matematik Forum |Matematik,Geometri,Matematik Ders Notları,KPSS,ÖSS,SBS

Orjinal Görünüm: Matematik günlük hayatta ne ise yarar!?
Şu Anda Kısıtlanmış Görüntüleme Modundasınız. Orjinal Görünüm için, Buraya Tıklayın
ÖSS’de her yıl 5-10 bin öğrencinin matematikten sıfır ve altında puan almasının sebeplerini, 70 ilde 17 bin 500 öğrenci üzerinde yapılan dev anket çalışması ortaya koydu.
ÖSS’de her yıl 5-10 bin öğrencinin matematikten sıfır ve altında puan almasının sebeplerini, 70 ilde 17 bin 500 öğrenci üzerinde yapılan dev anket çalışması ortaya koydu. Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Şevket Civelek’in yaptığı araştırmada, başarısızlığın altındaki sebepler şöyle sıralanıyor: Matematik korkusu, öğretmenlerin dersi sevdirememesi, dilinin anlaşılmaz olması, matematiğin günlük hayatta işe yaramayacağı ve sıkıcı olduğu inancı.
Anket için 70 ilde 250’şer düz, meslek, Anadolu, fen lisesi ve özel lise öğrencilerinden oluşan toplam 17 bin 500 öğrenciye matematik öğretimi hakkında 30 soru yöneltildi. Öğrencilerin yüzde 16’sı öğretmen-öğrenci diyaloğunun yetersizliği, yüzde 16’sı matematikten nefret etmesi, yüzde 16’sı not korkusu, yüzde 13’ü müfredatın uzun ve sıkıcı olması, yüzde 13’ü gereksiz görmesi, yüzde 11’i dersin temel felsefesinin verilmemesi ve öğretmenin sevdirememesi, yüzde 6’sı ise aileden yardım görmemesi yüzünden matematikte başarısız olunduğunu bildirdi. Ayrıca öğrencilerin yüzde 56’sı matematiğin günlük hayatta nasıl kullanılacağının anlatılmadığını, yüzde 23’ü derste kullanılan dilin anlaşılmaz olduğunu, yüzde 37’si ise matematiği öğrenirken sıkıldığını ifade etti. Anket sonuçlarını değerlendiren Yard. Doç. Dr. Civelek, “Oldukça düşündürücü sonuçlar elde ettik. 15-16 yıl süren bu zaman diliminde, matematiksel düşünme yeteneğinin gelişmediğini tespit ettik.” dedi. Öğrencilerin ezberleyen, bilgiyi kullanamayan, yorum yapamayan, matematiksel ve mantıksal düşünmeyi beceremeyen insanlar olarak yetiştirildiğini söyleyen Civelek, bu yüzden bireyleri matematik korkusunun sardığını, kendilerine olan güvenlerini kaybettiğini belirtti. Civelek, bunun okulöncesi eğitimden itibaren üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu kaydetti.
Civelek’in araştırmasına göre matematiğin korkulması gereken bir şey olduğu fikri, okulun ilk yıllarında başlıyor. Öğretmenler ve diğer insanlar, öğrencilere matematiğin zor ve çekinilmesi gereken bir ders olduğunu söylüyor. Öğretmen ile öğrenci arasındaki kopukluk da korkunun en önemli sebeplerinden birini oluşturuyor. Ayrıca toplumda matematik sadece çok zekilerin başarabileceği bir şey olarak lanse ediliyor. Öğrencilerin sınavlarda zaman baskısı altında problem çözmeye, matematiksel sonuç çıkarmaya zorlanması da başarısızlığa yol açıyor. Bunların sonucunda öğrenci kendini başarısız görüyor veya bu konuda yeteneğinin olmadığına inanmaya başlıyor

Dünya ikincisi: Bu dersi ancak öğretmen sevdirebilir
Uluslararası Matematik Proje Yarışması’nda ‘Tam Kare Toplamı’ adlı projesiyle dünya ikincisi olan Özel Servergazi Fen Lisesi 2. sınıf öğrencisi Bekir Danış, matematikte başarılı olmasının sebebini öğretmeninin matematiği sevdirmesine bağlayarak araştırmayı doğruluyor. 6. sınıfta öğretmeninin eğlenceli matematik sorularıyla matematiği sevdirdiğini söyleyen Danış, bu sayede dersten zevk almaya başladığını anlatıyor. Öğretmen iyi değilse öğrencinin matematikten soğuduğunu ifade eden Danış, “Dersten soğuyan öğrenci ise lise boyunca matematikten nefret ediyor.” diyor.

Esprili anlatım öğrencinin sıkılmasını önler Yard. Doç. Dr. Şevket Civelek, öğrencilerdeki matematik korkusunun yenilmesi için şunları tavsiye ediyor: Konu karmaşık hale getirilmeden öğrenciye sunulmalı. Öğretmen konuyu işlerken çok rahat olmalı, konuyu iyi bilmeli. Öğretmen, öğrenciler arasında aşırı rekabete mani olmalı. Öğrencilere küçük gruplar halinde çalışmaları için imkan sağlamalı. Eğitimci yavaş öğrenenlere daha fazla şans tanımalı. Öğrencinin hızını ölçen testlerden kaçınılmalı. Öğrencinin gayreti ödüllendirilmeli. Öğretmen, sadece cevabın sonucuna değil, çözümün nasıl yapıldığına da bakmalı. Öğrenci asla azarlanmamalı. Öğretmen dersi monoton bir şekilde anlatmamalı. Belli aralıklarda espriye de yer vererek öğrencinin sıkılmamasına zemin hazırlamalı. Matematik bir ceza unsuru olarak asla kullanılmamalı. ‘50 tane alıştırma yap’ ve ‘sizin hepinize sınavda zor sorular sorayım da görün gününüzü’ tipinden cezalar ve tehditlerden uzak durulmalı. Öğrenciye, matematiği nasıl anlaması ve çalışması gerektiği öğretilmeli. Matematiğin bir roman gibi okumakla öğrenilemeyeceği, öğrencinin yazarak ve düşünerek çalışması tavsiye edilmeli. Konu üzerinde kendince bir yorum getirmesi önerilmeli. Öğretmen, konuyu anlatırken günlük olaylarla bağlantı kurmalı; matematiğin kullanılabileceği alanları öğrencilerle tartışmalı. Öğrencinin zorlanacağı noktaları açıklıkla ifade etmeli. Öğrencinin kafasında soru kalmamasına özen göstermeli.
getçekten benim açımdan matematiğe olan ilgim lisedeki matematik öğretmenim sayesinde oldu bence herşey böyle sade matematik için geçerli değil bir iiş severek yapıyorsak güzel olur adil çakmak hocama sevgiler Big Grin
insanda illa ki o yönde kapasite olmalı.bu bir gerçek ama bir öğretmen yüzünden o dersi sevip sevmemen de çok etkili.mesela ben lise sondaki hocam sayesinde matematiği çok sevmiştim.matematik olmadı ama istatistik oldu.sonuç olarak bana sayılarla uğraşmayı sevdiren kişidir...
matematik aslında zorunlu bi secim olmustu baslangıcta,(işte mat ogretmenliginde acık var falan denirdi)ama zamanla insan matematigin hergun kullandıgımız algoritmaların temelinde oldugunu gorunce,matematige daha cok ilgi duyuyor
Başlık ( [COLOR=#000000]
Matematik günlük hayatta ne ise yarar!?
)
ile sunulan bilgi ve içerik (Yapılan anket araştırması ve parça muhtevası) uyuşmuyor
Öncelikle belirtmeyelim ki matematikçiler ürettiklerini illa ki günlük hayata aktaralım da bişeye yarasın veya yaptıklarımızın günlük hayatta bi karşılığı var mıdır acaba diye sormazlar.En azından bu pür matematikçilerin geçerlidir.Zaten matematik dünyasında pür veya uygulamalı matematikçi diye bi ayrım söz konusu ama bu demek değil ki her iki grup da birbirinden habersizce işler yapıyor.Yeri geliyor üretilen teoriler kendisine bir uygulama alanı buluyor,yeri geliyor uygulamalı ve deneysel alanda yapılan çalışmalar teorinin belirlenmesine ışık tutuyor.Böylece pür ve uygulamalı matematikçiler arasında da bi alışveriş sözkonusu.Ben bu konudaki en iyi örneğin Newton ve Gauss olduğunu düşünüyorum.Neden olduğunu hayat hikayelerini okuyarak çok iyi anlayabiliriz.Aslında herkesin gözardı ettiği bişey var.O da günlük hayatımızda farkında olmadan matematiksel çözüm yapmamız.Örneğin çoğumuz alışveriş yaparken alacağımızdan bir çok seçenek varsa düşünüyoruz acaba onu alsam ay sonunu getirebilirmiyim?yok yok ben biraz daha ucuzunu alayım çok kaliteli olmasa da olur işim görsün yeter a bak şurada aynı fiyata daha ucuzu varmış gibi yorumlar getiriyoruz.Bunları yaparken de eminim ki beynimiz bunları bi işlem sırasına koyuyor ve ulaşabileceğimiz en iyi duruma bizi yönlendiriyor ki bunun böyle olması da çok normal.Bu örnek aslında çok basit bir örnek bunun gibi nicesi var daha.O yüzden kara kara düşünmeyelim bu matematik ne işe yarar diye en azından düşünmeyi öğretiyor,işleri mantık sırasına koymayı,düzenliliği ve sadeliği bazen anlatıyor escher gibi ressamlara ilham veriyor bazen,mühendislerin aracı oluyor kısacası bilime ve insanlığa ileri medeniyet olma yolunda büyük adımlar atmasında yardımcı oluyor vs. beyler...!

matematiksever Yazılan:
Öncelikle belirtmeyelim ki matematikçiler ürettiklerini illa ki günlük hayata aktaralım da bişeye yarasın veya yaptıklarımızın günlük hayatta bi karşılığı var mıdır acaba diye sormazlar.En azından bu pür matematikçilerin geçerlidir.Zaten matematik dünyasında pür veya uygulamalı matematikçi diye bi ayrım söz konusu ama bu demek değil ki her iki grup da birbirinden habersizce işler yapıyor.Yeri geliyor üretilen teoriler kendisine bir uygulama alanı buluyor,yeri geliyor uygulamalı ve deneysel alanda yapılan çalışmalar teorinin belirlenmesine ışık tutuyor.Böylece pür ve uygulamalı matematikçiler arasında da bi alışveriş sözkonusu.Ben bu konudaki en iyi örneğin Newton ve Gauss olduğunu düşünüyorum.Neden olduğunu hayat hikayelerini okuyarak çok iyi anlayabiliriz.Aslında herkesin gözardı ettiği bişey var.O da günlük hayatımızda farkında olmadan matematiksel çözüm yapmamız.Örneğin çoğumuz alışveriş yaparken alacağımızdan bir çok seçenek varsa düşünüyoruz acaba onu alsam ay sonunu getirebilirmiyim?yok yok ben biraz daha ucuzunu alayım çok kaliteli olmasa da olur işim görsün yeter a bak şurada aynı fiyata daha ucuzu varmış gibi yorumlar getiriyoruz.Bunları yaparken de eminim ki beynimiz bunları bi işlem sırasına koyuyor ve ulaşabileceğimiz en iyi duruma bizi yönlendiriyor ki bunun böyle olması da çok normal.Bu örnek aslında çok basit bir örnek bunun gibi nicesi var daha.O yüzden kara kara düşünmeyelim bu matematik ne işe yarar diye en azından düşünmeyi öğretiyor,işleri mantık sırasına koymayı,düzenliliği ve sadeliği bazen anlatıyor escher gibi ressamlara ilham veriyor bazen,mühendislerin aracı oluyor kısacası bilime ve insanlığa ileri medeniyet olma yolunda büyük adımlar atmasında yardımcı oluyor vs. beyler...!




aynen katılıyorum....

Sayfalar: 1 2 3
Referans URL